Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Doğru Bilinen Yanlışlar
 


   
Modern zaman hurafeleri
 
Şehir efsaneleri, ne zaman, nerede, kim tarafından, ne amaçla, nasıl çıkarıldığı bilinmeyen, bazıları halkın deney ve gözlemlerinden çıkmış olması muhtemel, ancak çoğu büyük ihtimal tamamen 'uydurma' olan, hiçbir yazılı belgesi, kanıtı bulunmayan, daha çok kulaktan kulağa yayılan, bazıları yerel, ama çoğu tüm dünyada bilinen inanışlardır.
Bilimin cevaplayamadığı pek çok soruda ve biçare kaldığı durumlarda imdâda hep şehir efsaneleri yetişir; özellikle de tıp alanında. Şehir efsanelerinin doğruluğu her zaman herkesin aklını kurcalar, ama gelin görün ki kolay kolay aksini iddia eden babayiğit çıkmaz, çıksa da sözünü kimseye dinletemez. Son senelerde nazar mı değdi bilinmez, bu efsanelerin birer birer yıkıldığına şahit oluyoruz. İşte bu efsanelerin en ünlüleri:
 
Karalahana 'aklandı':

'Karalahananın guatr yaptığı, Karadenizliler çok karalahana yedikleri için onlarda guatrın çok görüldüğü' şeklindeki efsane de yerle bir oldu. Karadeniz'de 100 bin kişi üzerinde yapılan guatr taramasında, bu bölgenin geleneksel mutfağında önemli yer tutan karalahananın masumiyetini kanıtlayan sonuçlar elde edildi. Araştırmaya göre, karalahananın guatr yapabilmesi için her gün 4 kilo yemek lâzımmış ve bu da imkânsızmış. Karalahana 'aklanmış' oldu böylece.
Karanlıkta okumak gözleri bozar:

Karanlıkta veya alacakaranlıkta kitap okumak gözlerde kalıcı hiçbir hasara yol açmaz, ama gözde dinlenme ile düzelen yorgunluk ve görme keskinliğinde azalma olabilir. Çok kitap okumak da gözleri hiçbir şekilde bozmaz.
 
Fazla yenen hindi eti uyutur:

Hindi etinde bulunan 'triptofan' isimli maddenin uyutucu etkisi vardır, ama tavuk ve sığır etinde de aynı miktarda triptofan bulunur. Asıl uyutucu olan, hindi eti ile beraber alkol alınması ve çok fazla yemek yenmesidir.
 
Beynimizin sadece yüzde 10'unu kullanıyoruz

Ünlü bilgin Einstein'a ait olduğu ileri sürülen bu efsane de gerçek dışıdır. MR, PET ve diğer görüntüleme yöntemleri ile beynin her tarafının 'aktif' olduğu gösterilmiştir. Metabolik araştırmalarda da beyinde faaliyet göstermeyen hiçbir yer bulunamamıştır.
Süt balgam yapar:

Sütün, balgam yaptığı ve öksürüğe yol açtığı gerekçesiyle astımlı ve bronşitli çocuklara verilmemesi de aslı astarı olmayan bir şehir efsanesidir. Süt, çocukların en önemli besin kaynaklarından biridir ve balgam yaptığını veya balgamı artırdığını gösteren hiçbir bilimsel delil olmadığı gibi, birçok araştırmada sütü ve sütten yapılan diğer besinleri düzenli olarak tüketen çocuklarda astım belirtilerinin daha az görüldüğü ortaya konulmuştur.
 
Saç ve tırnaklar öldükten sonra da uzamaya devam eder:

Bu, ölümden sonra derinin kurumaya başlaması ve büzüşmesi sonucu tırnakların daha uzunmuş gibi görünmesinden başka bir şey değildir. Aynı şey saçlar için de geçerlidir; büzüşen saçlı deri yüzünden saçlar daha dik ve uzun görünür. İşin doğrusu şudur ki, öldükten sonra ne tırnaklar ne de saçlar uzar.
 
Vitaminler kanseri önler:

Son yıllarda yapılan araştırmalar, vitaminlerin sanılanın aksine kanser riskini artırabileceklerini gösteriyor. Beta karoten ve E vitamininin sigara içen erkeklerde akciğer kanseri riskini yüzde 18 ve kansere bağlı ölüm riskini de yüzde 8 oranında artırdığı kanıtlandığından, artık sigara tiryakilerinin bu vitaminleri almaları kesinlikle sakıncalı bulunuyor. 170 bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada A, C, E vitaminleri ve beta karoten kullananlarda mide-bağırsak kanserlerinden ölümlerin daha fazla olduğu belirlendi.
 
Bağışıklığı artırdığı iddia edilen ürünler faydasız:

Bağışıklığı artırdığı, vücut direncini yükselttiği iddia edilen ekinezya, çinko ve diğer pek çok bitkisel ürünün etkili olduklarını kanıtlayan yeterli bilimsel veriler olmadığı gibi, bunların çok ciddi yan etkileri olduğu da unutulmamalıdır.
***
Günde 8 bardak su gereksiz

Ellerinde, çantalarında plastik su şişeleri ile gezen, sevmedikleri, hoşlarına gitmediği halde içleri kalka kalka zoraki su içenlere müjdem olsun. Meğerse bugüne kadar neredeyse tüm doktorların 'Aman ne yapın ne edin, sağlığınız için günde mutlaka 2 litre su için' şeklindeki öğütlerinin bilimsel bir dayanağı yokmuş. Araştırmaya göre 'gereksiz yere zoraki içilen fazla su' ne cildimizin güzelleşmesine, ne kilo vermemize, ne baş ağrılarımızın ortadan kalkmasına ve ne de toksinleri vücuttan atmamıza yarıyormuş. Tabii ki su yaşamamız için elzem bir madde, elbette susuz bir hayat düşünülemez, ama 'fazla su içerek daha sağlıklı olmak' da söz konusu değil. Araştırmayı yapan uzmanlar, "Kendinizi ille de 8 bardak su içeceğim diye zorlamayın, 'Susadıkça su için, kâfi', çünkü yiyeceklerimizde ve diğer içtiğimiz sıvılarda da su var." diyorlar.
***
C vitamini gribi önler
C vitaminin gribe, soğuk algınlığına karşı koruduğu da bir şehir efsanesidir. Ateşiniz çıktığı veya öksürdüğünüz için C vitamini takviyesi yapmanın hiçbir faydası yok. "Çok yorgunum" diye multi-vitamin almak da aynı şekilde anlamsız. C vitamini elbette sağlıklı bir hayat için 'elzem' bir madde. Ancak bunun için C vitamini hapı almaya da gerek yok; zira normal bir diyette bu vitamin yeteri kadar mevcut. Türkiye gibi neredeyse her çeşit sebzenin meyvenin yetiştiği bir ülkede bir insanda C vitamini eksikliği olması için o kişinin çok özel gayret göstermesi gerekir. Gerçek vitamin eksikliklerinde düşük dozların bir yararının olmadığı ve vücudun ihtiyacından yüksek dozlarda alınan vitaminlerin ise çeşitli yan etkilere sebep oldukları unutulmamalı.
 
Mantarla ilgili doğru bilinen yanlışlar, ölümlere yol açıyor  
Halk arasındaki "yoğurtla yenen mantar zehirlemez", "pişirilen mantarda zehir yok olur" gibi yanlış inanışlar sonucu tüketilen zehirli mantarlar böbrek ve karaciğer yetmezliği, hatta ölüme kadar gidebilen olumsuz sonuçlara yol açabiliyor.
 

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında yağışlardan sonra tabiatta yetişen mantarların bilinçsiz kişilerce tüketildiğini kaydederek, "Ülkenin hangi bölgesinde yetişirse yetişsin, doğadan toplanan mantarlar kesinlikle tüketilmemelidir. Çünkü, zehirli mantarları zehirsizlerden ancak uzmanlar ayırabilir. Normal bir vatandaş bunları asla birbirinden ayıramaz." dedi.

Zehirlenme belirtilerinin mantardaki zehrin niteliğine göre değiştiğini, belirtilerin bazı türlerde 2 saat, bazılarında ise 6 saatte ortaya çıktığını belirten Ertek, "Belirtilerin 2 saat içinde ortaya çıkması hafif, 6 saat içinde ortaya çıkması ise ağır bir zehirlenme olduğunu gösterir. Ağır seyreden mantar zehirlenmelerinde koma ve sonuçta ölüme kadar giden sonuçlar görülebilir." uyarısını dile getirdi.
Ertek, 2 saat içinde kendisini gösteren hafif zehirlenmelerde sersemlik, uyku hali, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüz ve boyunda kızarma, nabızda artış, ağızda metal tadı, bulantı ve kusma ile terleme belirtilerinin görülebileceğini kaydetti.
Ertek, mantar tüketildikten 6 saat sonra gelişen ağır zehirlenme türünde ise bulantı, kusma, ishal, ateş, nabız artışı, karın ağrısı, karaciğer ve böbrek bozuklukları ile bu organlarda yetmezliğe kadar gelişen sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini bildirdi.
114'ü arayın
Mantar zehirlenmelerinde tedavinin genellikle bulgulara yönelik olduğunu kaydeden Ertek, ağır vakalarda ise sadece kendi enstitülerinden temin edilebilen panzehir kullanıldığını söyledi. Ertek, zehirlenme şüphesi taşıyanların ya da böyle bir vakayla karşılaşan hekimlerin "114" Ulusal Zehir Danışma Merkezi'nden bilgi alabileceklerini vurguladı.
Sık sık "kültür mantarlarının tüketilmesinde sakınca olup olmadığı" sorusuyla da karşılaştıklarını belirten Ertek, bu mantarların zehir içermediğini; ancak hijyenik şartlarda üretilmiş olmaları gerektiğine dikkati çekti. Ertek, aksi halde besin zehirlenmesiyle karşı karşıya kalınabileceği uyarısında bulundu.
İşte yanlış bilgiler
  • Yoğurtla yenildiğinde zehirlemez.
  • Mantarın zehri, sirkeli ve tuzlu suda kaynatılarak alınır.
  • Kurutulmuş mantar zehirlemez.
  • Çayırlarda yetişen mantarlar zehirli değildir.
  • Koparıldığında rengi değişmeyen mantar zehirsizdir, iç kısmı mavileşirse zehirlidir.
  • Ağaçlardakiler zehirsizdir.
  • Zehirli mantar gümüş kaşıkla pişirilirse, kaşık kararır.
  • Salyangozlar zehirli mantar yemez.


öğüs kanserinde yanlış bilinen gerçekler  
Kanser çeşitleri arasında en sık görülenlerin başında gelen ve hakkında en çok yorum yapılan hastalıklardan biridir meme kanseri...
 

Günümüz şartlarında bilgiye ulaşmanın kolaylığı da meme kanseri hakkında bazı önyargıların oluşmasına ve çelişkili bilgilerin kulaktan kulağa yayılmasına sebep olabiliyor. Edinilen yanlış bilgiler, hastaların eksik veya yanlış yönlendirilmesine yol açıyor. Meme kanseri konusunda mutlaka hekim tavsiyesi alınması gerektiğini belirten Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Güven Atasoy, meme kanserinde doğru bilinen yanlışları anlattı:

Yanlış: Hiç şikâyetim yok, doktora gitmem gerekmez.
 
Doğru: Meme kanseri, ancak şikâyetler başlamadan yakalandığında çok kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Memedeki bir kitle, ele gelecek hale gelmeden iki yıl önce mamografi ile saptanabilir. Dolayısıyla hiç şikâyet olmadan kontrole gitmek hayat kurtarıcıdır.
 
Yanlış: Ailemde yok, bende de olmaz.
Doğru: Ailede meme kanseri olması, mevcut riski artırır; ama meme kanserlerinin yüzde 85'i bireysel faktörlerle ortaya çıkar.
Yanlış: Erkekte meme kanseri olmaz.
Doğru: Erkekte de meme kanseri görülebilir ama kadınlara göre daha düşüktür.
Yanlış: Meme kanserinden çok korkuyorum. Her ikisini de aldırıp protez koydurmak ve bu riskten kurtulmak istiyorum.
Doğru: Bu tip bir ameliyat ancak estetik amaçla yapılabilir. Çünkü cerrahi olarak meme başını ve derisini geride bırakarak meme dokusunun tamamının alınması mümkün değildir. Bu yöntemle meme kanseri riski azaltılabilir ama tamamen ortadan kalkmaz.
Yanlış: Mememde çok sayıda kist var. Her seferinde bu kistleri aldırıp kanser riskinden kurtuluyorum.
Doğru: Meme kistleri, çoğu kadında görülürler ve genellikle kanser riski taşımazlar. Bu nedenle her görüldüklerinde alınmaları gerekmez, takip edilmeleri yeterlidir.
Yanlış: Mememde bir kitle var ve ağrımıyor, kanser oldum!
Doğru: Kitlenin ağrıması ile kanser olması arasında hiçbir bağlantı yoktur. Ayrıca memede ele gelen her doku kitle demek değildir, her kitle kanser demek değildir.
Yanlış: Çok mamografi kanser yapar.
Doğru: Mamografide verilen ışın dozu çok düşüktür. Bir kadın 50 yıl boyunca her sene mamografi çektirirse, meme dokusu ancak bir kez akciğer röntgeni çektirmiş kadar ışın alır. Aile-Sağlık ZAMAN




 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1114170 ziyaretçi (2395357 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc