Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Kredi Kartı Oyunu
 






















Benim de başıma geldi: Bir gün postacı kapıyı çaldı, taahhütlü bir zarf uzattı. İmza atıp aldım. İçinden dünyaca ünlü bir kuruluşun kredi kartı ve kartın ÜCRETSİZ olduğunu kocaman kocaman belirten Türk bankasının yazısı çıktı. Oysa ben bu meşhur kartın ücretli olduğunu biliyordum, yazıyı dikkatle okuyunca yalnızca bir yıllığına bedava verildiğini, eğer zarfı imza karşılığı teslim almak gafletini gösteren ben, istemeden müşteri, yazılı itiraz etmezsem bir yılın sonunda kart ücretinin otomatikman hesabımdan kesileceğini öğrendim. Karti makasla ikiye ayırıp soluğu "mudilerine" uluslararası kart gönderen Türk bankasında aldım ve neler söyledim, varın siz tahmin edin. (Zaten size de istemeden gelen tüm kredi kartlarını geri vermeden önce mutlaka makasla kesmenizi öneririm, küresel tedbir kuralıdır.)

Eğer o yazıyı okumasaydım, eğer o karti bir köşeye atıp unutsaydım, bugün hiç kullanmadığım bir kartın borcu olarak her yıl 100 dolardan (evet, kartin ücreti 100 dolar!) ben de icraya verilmiş olacaktım! Bu tuzağa düşmüş kimbilir kaç kişi vardır...

Bu yazılarla herhangi bir bankayı hedef almadığımı, devletin biçimlediği Türk bankacılık sistemini eleştirdiğimi vurgulamaya gerek yok.

Ve Türk bankacılık sisteminin asıl büyük vurgunu, konut, araba ve eşya kredilerine uygulanan akıl dışı, gerçek üstü, mantık ötesi faizler!

Bankalar, konut kredisini biz alıcılara aylık faizi yüzde l, sudan ucuz diye, şampanya fiyatına satıyor. Oysa aylık yüzde l faiz, yıllık yüzde 12 faizdir. Bankadan bir yıllığına alacağınız 100 bin YTL'lik krediyi, 112 bin YTL olarak geriye ödeyeceksiniz demektir.

Bu faiz oranlarını bankalar mı tespit eder, devlet mi, bilmiyorum. Ekonomist olmadığımı söylemiştim, ama konut kredisi alanların böyle faizlerle düpedüz yolunduğunu görmek için ekonomiden anlamaya gerek yok.

Türkiye'yi yönetenler, kadın erkek ilişkileri ve dine bağlı ahlak anlayışında pek özendikleri Suudi

Arabistan, Kuveyt, Dubai vb. ülkelerin şeriat sistemini, nedense "faizsiz" bankacılıkta "sallamıyorlar" (Bir Erdoğan tabiridir). Türk bankacılığının modeli Tanzanya, Uganda ve Patagonya da değilse, dünyada böyle faiz oranlan yok!

AB'nin EURO sahasında konut kredi faiz oranları, YILDA yüzde 3,70 ila 4,5. ABD'de ise yüzde 3,30 ila 6...

Türkiye'de araba kredisine uygulanan yüzde 20 ila yüzde 35 faiz oranlan, akıllara seza bir durum. Bu oranlar, EURO sahasında yandan az, ABD'de nedir bilmiyorum, ancak sanayii destek açısından, Avrupa'dan daha ucuz olduğunu tahmin ediyorum.

Demek ki Türk tüketiciye uygulanan anormal faizler, küresel anlamda bir soygundur. Şimdi geldik kazığın G noktasına:

Sayın seyirciler, konut kredisine yılda yüzde 12 ve araba, eşya kredisine yüzde 20'den başlayan faizler, ancak enflasyonun yüksek olduğu ekonomilerde görülür. Biz de yıllarca gerek spekülasyon, gerekse kredilerde ana paranın katlandığı banka faizlerini tanıdık. Ancak AKP hükümeti, böbürlene böbürlene enflasyonu yendiğini, enflasyonu bitirdiğini muştulayıp duruyor. Maliye Bakanı, Türk parasının "taş gibi" duruşuyla övünüyor.

Eğer para bu kadar sağlam ve enflasyon bittiyse, kredi faizleri niye düşürülmüyor?

Benim anladığım, iki olasılık var: Ya banka müşterilerini enayi yerine koyuyorlar, ya da YTLnin sağlamlığı, enflasyonun yenildiği palavra ve her an yeri öpmek korkusuyla faiz oranını düşürmüyorlar!

Üstelik, bankaların müşteriyi nasıl aptal yerine koyup, nasıl sağdığına ilişkin kesin bir kanıt var: Aylık yüzde 1,5 faizle konut kredisi alanlar, bu faiz oranı yüzde l'e düşürüldükten sonra yılda yüzde 6 fazladan faiz ödemeye devam ediyor ve hiçbir banka konut kredisini yüzde 1,5 ve daha fazladan alanlar hakkında yeni bir düzenleme yapmıyor!

Acaba halka neyin bedelini ödetiyorlar? Hangi hortumun acısını çıkarıyorlar? Yine mi?

Benim de başıma geldi: Bir gün postacı kapıyı çaldı, taahhütlü bir zarf uzattı. İmza atıp aldım. İçinden dünyaca ünlü bir kuruluşun kredi kartı ve kartın ÜCRETSİZ olduğunu kocaman kocaman belirten Türk bankasının yazısı çıktı. Oysa ben bu meşhur kartın ücretli olduğunu biliyordum, yazıyı dikkatle okuyunca yalnızca bir yıllığına bedava verildiğini, eğer zarfı imza karşılığı teslim almak gafletini gösteren ben, istemeden müşteri, yazılı itiraz etmezsem bir yılın sonunda kart ücretinin otomatikman hesabımdan kesileceğini öğrendim. Karti makasla ikiye ayırıp soluğu "mudilerine" uluslararası kart gönderen Türk bankasında aldım ve neler söyledim, varın siz tahmin edin. (Zaten size de istemeden gelen tüm kredi kartlarını geri vermeden önce mutlaka makasla kesmenizi öneririm, küresel tedbir kuralıdır.)

Eğer o yazıyı okumasaydım, eğer o karti bir köşeye atıp unutsaydım, bugün hiç kullanmadığım bir kartın borcu olarak her yıl 100 dolardan (evet, kartin ücreti 100 dolar!) ben de icraya verilmiş olacaktım! Bu tuzağa düşmüş kimbilir kaç kişi vardır...

Bu yazılarla herhangi bir bankayı hedef almadığımı, devletin biçimlediği Türk bankacılık sistemini eleştirdiğimi vurgulamaya gerek yok.

Ve Türk bankacılık sisteminin asıl büyük vurgunu, konut, araba ve eşya kredilerine uygulanan akıl dışı, gerçek üstü, mantık ötesi faizler!

Bankalar, konut kredisini biz alıcılara aylık faizi yüzde l, sudan ucuz diye, şampanya fiyatına satıyor. Oysa aylık yüzde l faiz, yıllık yüzde 12 faizdir. Bankadan bir yıllığına alacağınız 100 bin YTL'lik krediyi, 112 bin YTL olarak geriye ödeyeceksiniz demektir.

Bu faiz oranlarını bankalar mı tespit eder, devlet mi, bilmiyorum. Ekonomist olmadığımı söylemiştim, ama konut kredisi alanların böyle faizlerle düpedüz yolunduğunu görmek için ekonomiden anlamaya gerek yok.

Türkiye'yi yönetenler, kadın erkek ilişkileri ve dine bağlı ahlak anlayışında pek özendikleri Suudi

Arabistan, Kuveyt, Dubai vb. ülkelerin şeriat sistemini, nedense "faizsiz" bankacılıkta "sallamıyorlar" (Bir Erdoğan tabiridir). Türk bankacılığının modeli Tanzanya, Uganda ve Patagonya da değilse, dünyada böyle faiz oranlan yok!

AB'nin EURO sahasında konut kredi faiz oranları, YILDA yüzde 3,70 ila 4,5. ABD'de ise yüzde 3,30 ila 6...

Türkiye'de araba kredisine uygulanan yüzde 20 ila yüzde 35 faiz oranlan, akıllara seza bir durum. Bu oranlar, EURO sahasında yandan az, ABD'de nedir bilmiyorum, ancak sanayii destek açısından, Avrupa'dan daha ucuz olduğunu tahmin ediyorum.

Demek ki Türk tüketiciye uygulanan anormal faizler, küresel anlamda bir soygundur. Şimdi geldik kazığın G noktasına:

Sayın seyirciler, konut kredisine yılda yüzde 12 ve araba, eşya kredisine yüzde 20'den başlayan faizler, ancak enflasyonun yüksek olduğu ekonomilerde görülür. Biz de yıllarca gerek spekülasyon, gerekse kredilerde ana paranın katlandığı banka faizlerini tanıdık. Ancak AKP hükümeti, böbürlene böbürlene enflasyonu yendiğini, enflasyonu bitirdiğini muştulayıp duruyor. Maliye Bakanı, Türk parasının "taş gibi" duruşuyla övünüyor.

Eğer para bu kadar sağlam ve enflasyon bittiyse, kredi faizleri niye düşürülmüyor?

Benim anladığım, iki olasılık var: Ya banka müşterilerini enayi yerine koyuyorlar, ya da YTLnin sağlamlığı, enflasyonun yenildiği palavra ve her an yeri öpmek korkusuyla faiz oranını düşürmüyorlar!

Üstelik, bankaların müşteriyi nasıl aptal yerine koyup, nasıl sağdığına ilişkin kesin bir kanıt var: Aylık yüzde 1,5 faizle konut kredisi alanlar, bu faiz oranı yüzde l'e düşürüldükten sonra yılda yüzde 6 fazladan faiz ödemeye devam ediyor ve hiçbir banka konut kredisini yüzde 1,5 ve daha fazladan alanlar hakkında yeni bir düzenleme yapmıyor!

Acaba halka neyin bedelini ödetiyorlar? Hangi hortumun acısını çıkarıyorlar? Yine mi?

14 July 2007, Saturday 11:00



Yazar Erhan Toker
Mesleği Y. Mimar İTÜ
  Autodesk Yetkili Danışmanı
web Programcı
e-mail  

Orhan Toker’in, ‘kredi kartlarınızı bilinçli kullanın‘ yazısına ben de brişeyler ekleme gereği duydum. Malumunuz ben hesap ve kitap adamıyım. Bu yüzden daha çok işin hesap kitabı üzerinde duracağım. Hoş sitemizi hazırlayan ve okuyan çoğu arkadaşımız da hesap adamı ama ben tekrar hatırlatma gereği duyuyorum. Bu konu nereden mi aklıma geldi? Malumunuz seçim aralığı TV’ler  liderlerimizle dolup taşıyor. Son konuşmasında Necmettin Erbakan, “aldığınız her malın %6’sı musevilere gidiyor” dedi. ( hoca elbette musevi yerine diğer kelimeyi kullanıyor ama ben saygı gereği burada o kelimeyi kullanmıyorum ) . Bunun %100 doğru olduğuna katılıyorum ve üstüne Şekil 1′de gördüğünüz tabloyu da ekleyerek yazıma başlıyorum.

Fig.1
Şekil.1

Sevgili okuyucular kredi kartları ile ülkemiz ve sizler 3 şekilde soyuluyorsunuz. ( 1 ) Faiz ödüyorsunuz, ( 2 ) satıcılar %6 komisyon ödüyor ve ( 3 ) bankalar kart ücreti alıyorlar. Şimdi sırayla detayları veriyorum:

( 1 ) Faiz : Tabloda örneklediğimiz kardeşimize bakalım: Kardeşimizin kart limiti 1,000 YTL. Kart faizi %5.65 ( elbette %6.85 olan gecikme faizinden bahsetmiyorum bile ). Kardeşimiz ilk ay 1,000 YTL limiti tamamen kullanıyor. İlk başta herşey güzel. Yahu bu ne güzel şey, cebimde param yokken gittim 1,000 liralık mal aldım. Evim bereket doldu. Elbette güzel günler çabuk geçiyor; ay sonunda kredi kartı ekstresi geliyor. Harcamalarınız listelenmiş. Altında da hesap özeti var:

Dönem sonu borcu : 1,000 YTL
Ödenmesi gereken asgari tutar : 200 YTL

Hımmm, deyip kafasını kaşıyor kardeşimiz. Maaşı 650 YTL çünkü. Ben bu 1, 000 YTL borcun tamamını ödeyemem, daha çocukların harçlıkları ve ekmek, kira gibi masraflarım da var. Bunlar elbette kredi kartı ile ödenmez. Ama bak burada 200 YTL ödeyebileceğim yazıyor. Ben de onu öderim diyor. İşte bu anda soygun başlıyor. 1,000 liranın 200′ünü ödediniz mi geriye kalıyor 800 YTL borç. Önümüzdeki ay limitimiz 200 YTL; üstelik te 45.20 lira faiz ödeyeceğiz bu 800 YTL için. Olsun yapacak birşey yok. Aldık bir kere kartı. Ancak hemen hatılatayım 45.2 YTL faiz demek aylık bütçemizden bu kadar gitti demek. Yani artık kardeşimizin maaşını 604.8 YTL olarak düşünebilirsiniz. Bu iş yıl sonuna kadar gidiyor böyle. Üstelik artık bankaya da sürekli 800 YTL borçluyuz. Unutmayın banka bizi sadece ilk ay rahtlatabilen bu emanet için bizden her ay 45.20 YTL alıyor ve 800 YTL borç için bir sene de 542.40 YTL faiz ödüyorsunuz. Bu, yaklaşık bir maaş demek.

( 2 ) Komisyon : Bankalar satıcılara kredi kartı ile alışveriş yaptırmaları için elbette bazı şartlar veriyorlar. Nedir bu şartlar? Ya kredi kartı ile sattığınız malın parasını bankadan 3 ay ( bankasına göre değişiyor ) sonra alacaksınız ya da %6 komisyonu ( bankaya göre değişir ) keserek size paranızı vereceğiz. Esnafın parasını 3 ay bekletmeye tahammülü yok. 3 aylık faiz zaten %6, kredi faizi %10. Parayı peşin alsa %6 komisyon verecek; yani 100 liraya sattığı mal için bankadan 94 lira alacak. Elbette esnaf mal fiyatlarına bu farkları eklemek zorunda kalıyor. Bir kazık ta buradan yiyoruz.

( 3 ) Kredi kartı ve hesap işletme parası : Kredi kartları 3 senede bir yenilenmesine karşın, bankalar kart sahiplerinden her yıl 20-50 YTL kart parası gene aynı miktarda hesap işletme parası alıyor. Bu iki ücrete de ortalama 60 YTL / yıl dersek;

Özetle bu kardeşimiz, yolda şirin bir genç kızın hazırladığı formla aldığı 1,000 YTL limitli kredi kartı için bakın 1 yılda fazladan ne ödüyor?

Faiz : 542.40 ._
Komisyon : 162.15 ._
Kart ve hesap işletme bedeli : 60.00 ._
TOPLAM : 764.55 ._

Evet bu paranın belki %8′i Türk bankalarına kâr olarak kalıyor ( ki bankalarımızın da yarısı yabancıların elinde ). Bu kârın %20 si de kurumlar vergisi olarak devletimize gidiyor. Yani 61.16 lira kâr ve 12.23 vergi kısmı ülkemizde kalıyor. Geri kalan 691.20 YTL MASTER ve VISA kartların global sahiplerine yani Necmettin Hoca’nın dediği yere gidiyor.

Peki biz ne yapabiliriz?

( 1 ) Faiz için : Derhal çıkarılacak bir kanunla asgari ödeme mümkünse kaldırılmalı ( yani kullanıcı her ay borcunun tamamını ödemelidir ) ya da en az %80′e indirilmelidir. Eğer hükümet bunu yapmıyorsa biz, ya kredi kartı kullanmamalıyız ya da bütçemiz kadarını harcayıp her ay borcumuzun tamamını ödemeliyiz.

( 2 ) Komisyon için : Alış-veriş yaptığınız her yere, ödeme sırasında, nakit ödemeye ne kadar indirim yaptıklarını sorun. Alacağınız cevap %5 ile %10, hatta bazı mağazalarda %20 olacaktır. Bu sayede hem kredi kartı kullanmamış, hem ayda 45.20 faiz ödememiş hem de ürünlerde ortalama %10 ucuzluk sağlamış olursunuz.

( 3 ) Kart ücreti için : Basitçe kart almamanızı önereceğim. Ancak çağdaş yaşamda da kartsız olmuyor. Bu sebeple ideal olarak sadece 1 kart kullanmanızı ya da en fazla iki kart kullanmanızı öneririm.

Kredi kartı için bazı öneriler :
  • 1 ya da en fazla 2 kartınız olsun.
  • Kartlarınızın ödeme tarihleri biribirinden 15 gün farklı olsun. Tek kartınız varsa, maaş alma gününüzden 3 gün sonra olsun.
  • Ay sonunda kart borcunuzun tamamını ödeyin.
  • Maaşınızdan 200 YTL eksik harcama yapın. Mümkünse limitinizi bu şekilde ayarlatın.
  • Asla ve asla ve kat’a TAKSİTLE ALIŞVERİŞ YAPMAYIN.
  • Kimseye kefil olmayın, borç vermeyin.
  • Kim çok puan veriyorsa o kartınızı kullanın.
  • Puanlarınızı ihtiyacınız olan ürünlerde kullanın. Onları ekstra olarak görmeyin.

Son olarak hatırlatmak istediğim çok üzücü şey şudur ki, şu anda sadece asgari ödeme yapabilen kart sahiplerinin toplam borcu 12 milyar YTL. Varın faiz hesabını ve yurt dışına ödediğimiz paraları siz hesaplayın. Ayrıca bu 12 milyar YTL de, yurt dışından faizle alınmış borçtur.

Lütfen bütçenize göre harcama yapın. Sağlık ve mutlulukla kalın.

Loading ... Loading ...

4 yorum “Kredi Kartları ile Nasıl Soyuluyoruz?”
  • 1
    Sükrü EREN
    15 July 2007, Sunday 15:09

    Erhan bey, cok yerinde ve güzel bir yazı olmuş. Bilinçlenme adına atılacak her adım yazılacak her yazı milletimizin refah seviyesini yükseltecektir.

    Saygılarımla
  • 2
    Bilal Bilgi
    17 July 2007, Tuesday 9:51

    Erhan abi çok güzel bir yazı hazırlamışsın teşekkür ederim.
    1,5 yıldır açık olan hesabımı 1 kez cüzdan işletmedim. Parayı bankamatikten yatırırım işlemlerimi internetten yaparım. Ama banka benden her yıl 50 ytl işletim ücreti almaya devam eder. Şu yununların elinde olan banka varya… Evet evet işte o. Kredi kartlarımı limiti dolana dek hep kullanırım, genelde marketlerde (indirim yapma şansım olmadığı yerlerde) ödemede de bir zorluk çekmedim çok şükür. Hergün bakkala gidip bir paket sigara almak yerine bir gün markete gidiyor ve birkaç karton alıyorsunuz, stok :)
    Yinede tedbirliyiz.

  • 3
    Gökhan Umur
    17 July 2007, Tuesday 15:38

    Kredi kartı mağdurlarının artarak devam ettiği günümüzde öneriler çok güzel.
    Benim sorum kredi kartı iptalinde en basit ve en kesin yol nedir? Kredi kartlarımı budamak (TRIM etmek)istiyorum da :)

  • 4
    Erhan Toker
    18 July 2007, Wednesday 8:11

    Gökhan Bey,
    Bütçenize göre kartlarınızın bir tanesine odaklanım, onun borcunu tamamen kapatın. Hemen ardından bir kere kendiniz kartınızı kırın ki kullanmayın. Hemen bankayı arayıp, o maymunlar ne derse desin kartınızı iptal ettirmek istediğinizi söyleyin.
    Göreceksiniz, ilk kart ödendikten sonra eliniz nasıl rahatlayacak ve sonrası gelecek.
    İnşallah bereketli, mutlu günler yaşarsınız


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1156252 ziyaretçi (2523047 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc