Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  EV KREDİSİ ALACAKLAR DİKKAT.
 











“Kira öder gibi ödüyorsunuz
ama
kendi evinizin sahibi oluyorsunuz”

 





yalanıyla mortgage kredi sistemini pazarlayan
bankacıların,
pazarlamacıların ve
televizyoncuların
kabirde kemikleri sızlayacak.



“Küresel Çete”nin baş aktörlerinden,
Baron M.A. Rothschild’ın söylediği şu sözü her zaman tüylerim ürpererek hatırlarım:


 Bana bir ülkenin parasının kontrolünü verin, yasaları kimin yaptığı umurumda değil. 
bankaların yabancıların eline geçmesi
neden tehlikelidir?





Bu öyle büyük bir yalan ve
öyle bir büyük bir zulümkü ancak
Amerikada morgıç krizlerini
2-3 defa yaşamış ve
dibin dibini görmüş insanlar
size neler çektiklerini gerçekten anlatabilir.

Bu balonlardan
sadece 2008 yılında yaşananını
Amerika’da birebir görmüş birisi olarak
bu yazıyı okuyan sizlere avazı çıktığınca,

“mortgage almayın
ve
tanıdığınız kimseye

aldırmayın”


diyorum.

Mortgage öyle bir zulüm sistemidirki,

sizin alacağınız morgıçlardan
sadece siz değil,

çocuklarınız hatta torunlarınız zarar görecek.


Nasıl mı?
Adım adım yazıyorum,

lütfen sevdiklerinizle paylaşın.

1- Cebinde peşin parası olmayan kişilere
çok az bir garanti ile 5 yıllık morgıç verecekler.

100 bin TL’lik evi,
morgıç faizi ile birlikte 150 bin TL olarak
bankaya ödeyecek.

Türkiye için bu tarih 2005 yılı idi.

2- Bankanın gücüyle ev alan kişiler
sınırlı arza karşı
cepleri güçlü bir şekilde geldikleri için
evlerin fiyatları yükselmeye başlayacak.

3- Ev almak isteyen ve
cebinde parası olmayan kişiler
bu sefer daha uzun süreli ve
dolayısıyl alacaklrı eve göre
daha düşük aylık ödemeli faiz almak isteyecek.
Bankalar bu talebi karşılamak için
8-10 yıllık morgıç verecekler.

4- 8-10 yıllık morgıç ile
yeni piyasa raici olan 150 bin TL’ye alınan evin
geri ödemesi yaklaşık 250 bin TL olacak

çünkü süre uzadıkça ödenecek faiz artacak.

5- 150 bin TL’ye ev satabilen müteahhit
fiyatları 250 bin TL’ye yükseltecek.

6- Bu arada 100-150 bin TL’ye ev almışlar
fiyatların yükseldiğini görünce gaza gelecek,
evlerini satacaklar ve daha yüksek akçeli evlere girecekler.
250 bin TL’lik evlerin albenisi ve yaşam komforu daha yüksek olacak ama

müteahhite maliyeti belki 30 belki 40 bin TL daha fazla mal olacak ama müteahhit
150 bin TL daha fazla kar ile satacaklar.

7- Üniversiteden mezun olmuş,
yeni aile kurmuş gençler ev almak istediklerinde

yeni evlerin fiyatları artık 250 bin TL’den başlayacak.

Bu kişiler de ev almak isteyecek ama
8-10 yıllık morgıçlar ile alamayacaklar.

Bankalar bu kişilerin yeni doğan ihtiyaçlarını karşılamak için
“yeni morgıç ürünleri” sunacak.

Yaşasın 15 yıllık morgıç!!!

8- 250 bin TL’ye alanlar,
15 yıllık morgıç faizleri
için takriben 400 bin TL ödeyecek!

Tabi bu fiyata topraktan giren kişi
proje bittiğinde evini
300-350 bin TL’den satmak isteyecek.

9- Morgıç faizlerini sattıkça semiren ve

kârlılıklarını artıran Bankalar,

milletten elde ettikleri kârlarla
artık rahatlıkla 30 yıllık
morgıç verebilecek para hacmine ulaşmış olacaklar.

Dolayısıyla bir sonraki adımda
30 yıllık morgıç kredileri piyasaya salınacak.

Yani, normal şartlar altında
sabredip peşin parayla veya
kooperatifle eski düzende ev almak dururken,



insanlar kendi elleriyle
inanılmaz bir faiz batağı ve
müthiş bir faiz yaratığı ortaya çıkaracak.


Bu morgıç faiz canavarı
hortladıktan sonra artık

hayat hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak.

1- Ev fiyatları nakit parayla
80-100 bin TL’ye alınabilecekken artık
300-400 bin TL’den aşağıya alınamayacak.


2- Kira fiyatları
ev fiyatlarını karşılayabilmek için
astronomik rakamlara çıkacak.


3- Birkaç ay morgıç ödeyemeyenler
evlerini kaybedince,
haraç mezaç evlerinin satıldığına şahit olacak,

---yani evinin
morgıç balonuyla şişirilmiş değil
gerçek değerini -- GÖRECEKLER

4- Bu işten tek kârlı çıkanlar
bankalar,
müteahhitler ve
arazi sahipleri.


5- Sonunda masonların,
illüminatinin veya
siyonistlerin

hayallerindeki
***piramit faiz sistemi kurulacak.***


6- İşinizi sevmeseniz de
işinizden ayrılamayacaksınız,
1 ay dahi ödemeyi kaçırmamak için

çok afedersiniz “köpek” gibi çalışacaksınız,

bol bol “Mandıra Filozofu” izleyip,

keşke uzakta
çok uzakta banliyöde kirada otursaydım da

bu mortgage işine
girmeseydim
diyeceksiniz.

Peki bu filmin sonunda ne olacak?

1- İlk ekonomik krizde,
topluca işten çıkartılma durumu yaşandığı takdirde,

mortgage taksitlerini
3-4 ay ödeyemeyen kişilerin
evlerine
bankalar el koyacak.


2- İcra edilen evlerden dolayı
emsal dairelerin fiyatları düşecek.

Aynı binada 500 bin TL’ye ev almış kişiler,
diğer evlerin 300 bin TL’ye

yedieminde satıldığını görmeye başlayınca,
kendi dairelerinin raiçlerinin düştüğünü de görecek.

3- 500 bin TL’ye
30 yıllık mortgage kredisi ile
aldığı evin
mortgage faiziyle birlikte
karşılığı aslında

1 milyon TL olduğu için,

ödediğini kiraya sayıp


“ben battım”

diyecek ve evi bankaya iade edecek.


4- Normalde sadece
işten çıkartılmış kişilerin etkileneceği
bir ekonomi krizi,
totalde bütün toplumun etkileneceği
bir faiz ve ekonomi krizi haline dönüşecek.

Üstte yazılı 4 madde
aynen 2008 yılında
Amerika’da yaşanan
mortgage krizinin temelini oluşturmaktadır.

Kaynak:
http://feedproxy.google.com/~r/sonofnights/~3/VSiNWPo_LRk/?utm_source=feedburner&utm_medium=email




Günümüzde Amerikanın dev imkanları nedeniyle
bir şekilde toparlanma imkanlarını deneme şansı bulunurken  , gelişmekte olan  ülkeler için bu durum

TAM BİR YIKIM FELAKET OLABİLECEKTİR. 









Yiğit Bulut
yigitb@cnnturk.com.tr

Bu faizler ile asla borçlanmayın, peki neden

 

Mortgage düzenlemesinden başlamak üzere,
Türk Ticaret Kanunu dahil
her satırı vatandaşımızı koruyacak şekilde,
ABD ve AB düzeyine getirelim.
Türk halkının sırtındakileri indirelim. 
 
Değerli dostlarım,
önümde belli başlı dünya ülkelerinin ve gelişmekte olan piyasaların
borçlanma oranlarını gösteren bir tablo var,

bu tablo
uluslararası bir dergi tarafından yayımlanmış. Tabloda çok ilginç detaylar var.

Türkiye haricinde

iki haneli bir değer ile borçlanan bir ülke yok!

Bizde "faiz çok düşük ya" ama bizden başka da bu faizle borçlanan da yok.

Pakistan bile, veya beğenmediğiniz başka birkaç ülke, "dolar bazlı" bonolarda Türkiye'den düşük faiz ile borçlanıyor. Bu noktada aklınıza şu soru gelebilir; ama o dolar bazlı, bizim faiz TL bazında. 
 
Dolar bazında rekor getiri
O zaman ben de bir soru sorayım; bir ülkede dolar kuru geriliyorsa o ülkenin hazinesinden yerel para birimi üstünden aldığınız faiz sizin için daha kârlı olmaz mı?                                                                     Örnekleyelim; dolar 1.70 TL seviyesindeyken Türkiye'ye dolar soktunuz, bozup bono aldınız, bir yıllık faiz kazandınız, vade sonunda aldığınız faizli bakiye ile birlikte doları 1.55'ten alıp ülkeyi terk ettiniz,                                                                            dolar bazında kazancınız yani faiz oranınız TL bazındakinden çok daha yüksek                            çünkü kur farkı da elde ettiniz. Bir örnek daha; kur aynı seviyede kalırsa bile Türkiye'de aldığınız faiz dolar bazında oluşuyor anlamına geliyor. Son 2 yıldır dolar kurunun aynı seviyede olduğunu varsayarsak bono alanlar dolar bazında yüzde 25-30 arasında faiz kazandılar. Bir not düşeyim; 2003-2007 arasında özellikle faizin "yüksek" dolar kurunun "basılmış" olduğu dönemde aldıklarından çok daha fazla kazandılar. 



 Devletimize para satan bankalar

inanılmaz dolar bazlı kâr elde ediyorlar.
Bir de "vatandaşa" aşırı yüksek faizden kredi satmaya çalışıyorlar,  

                                                 bu sisteme ve "bankalarımız" gerçeğine nasıl bakmak gerekli? Örneğin bu fiyatlama ile konut kredisi kullanmak mantıklı mı? Değerli dostlarım, özellikle yüksek faizli kredi kullanmayın detayında neden bu kadar ısrar ediyorum ve özellikle yabancı bankalar "neden" bu oranlarla kredi vermek için ciddi bir çaba sarf ediyorlar? Bu kadar "konut-araba" kredisi "veriyoruz" çağrısı babalarının hayrına mı. Detaylandıralım:

1- Borç verenin ne kadar kazandığı sizin ne kadar kaybettiğinizle veya ödediğiniz kredinin ne kadar pahalı olduğu ile doğru orantılı. Dünya üzerinde en kârlı iş; yüksek faiz olan bir ülkeye para sok, kur düşük-yatay kalabiliyorsa hatta düşmeye devam ediyorsa, senden kârlısı olmaz. Parayı devletten kazan! Sonra kazandığını "daha da yüksek bileşik faiz" ile sadece "kendini aşırı güvenceye aldığın" bir yapıda vatandaşa" sat! Konut kredisi ver, vatandaşın bütün varlığını "garanti" al! Taşıt kredisi ver, taşıta haciz koy, sigorta yap bir de kefil al! Ne güzel dünya !! 
 
Düzenlemeler vatandaş aleyhine

2- Bugün Türkiye'de verilen kredilerin özellikle yabancı kaynaklı olanların, yüzde 1,10 ile 2.00 arasında olduğuna bakarsak, çarkın diğer kısmından elde ettikleri gelirle birlikte, verdikleri kredilerde ne kadar büyük kâr ettiğini rahatlıkla görebiliriz. 
Peki bu noktada başka bir soru soralım; Bankaları bu kadar sert eleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "sistemin gerçekleri de" ortadayken, bu eleştirilerinde haklı mı? Ben bazı maddeler sayayım, siz karar verin "kim haklı"! Değerli dostlarım, bir ülke düşünün bankacılık sektörü ile vatandaş arasındaki "bütün düzenlemeler" vatandaşın aleyhine yapılmış! 
Bir ülke düşünün "dünyada eşi benzeri olmayan" bir uygulama yapılıyor. Konut kredisi alıyorsunuz, adına dünya ile uyumlu şekilde "mortgage" diyorlar ama yaptıkları dünya yüzeyinde eşi benzeri olmayan detaylar içeriyor. Konuta karşılık verilmesi gereken kredi için "bütün mal varlığınız hatta ailenizin bütün varlıkları" tehdit altına alınıyor! 
 
Reel sektör yok oluyor
Bir ülke düşünün "bankadan gelen öde emrine" itiraz etmeniz için "önce ödemeniz" gerekiyor, sonra "yargı makamına" gitme hakkınız var! Bir ülke düşünün "düşük kredi faizi" diyerek reklam yapılıyor, işlem yaptığınızda "peşin komisyon, dosya parası, kur farkı" gibi "abuk subuk" kalemler ile "kredi faizi" inanılmaz noktalara geliyor. Bir ülke düşünün "aylık kredi kartı gecikme faizi" ABD ve Avrupa Birliği'ndeki (AB) "yıllık faizden" daha yüksek! Bir ülke düşünün, o ülkede bir Ticaret Kanunu düşünün "bütün detaylar" vatandaşın "aleyhine" çalışıyor ve "size gönderilen" ödeme emrine itiraz etmeniz için en az "o ödeme kadar" paranız olması gerekiyor! Bir ülke düşünün bankaları "katrilyonlarca" kâr açıklarken, reel sektör "yok oluyor"!

Şimdi soruyorum; Kim haklı! Var mı böyle "kârlı, ballı" bir ticaret, vatandaşını bankalara bu kadar ezdiren başka bir "mekan"! Peki ne yapılabilir? Ne yapılabileceğini yetkililere seslenerek seslendirmek ve bitirmek istiyorum; "mortgage" düzenlemesinden başlamak üzere, Türk Ticaret Kanunu dahil "her satırı" vatandaşımızı koruyacak şekilde, ABD ve AB düzeyine getirelim! Ve Türk Halkının sırtındakileri indirelim! İster iktidar, ister muhalefet, herkese çağrı yapıyorum; "getirin bu düzenlemeleri" TBMM çatısı altına "destek vermeyenleri" hepimiz görelim.

Referans




BANKA KAZANSIN  BİZ BATALIM











Hakan Göksel'in haberi

TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıkoğlu, Ekonomi Gazetecileri Derneği  ve TOBB tarafından Greenpark Kartepe Oteli'nde düzenlenen Kartepe Ekonomi Zirvesinde yaptığı konuşmada bankaların yüzde 12-12,5’lerle mevduat toplayıp; reel sektörde en sağlam müşteriye yüzde 20 normal müşteriye 25’le kredi olarak kullandırılmasını, ironik bir dille eleştirmiş; “biz ağlarken bankalar gülüyor” diyerek; bankaların 2008 yılında yapmış olduğu 13,3 milyar 

TL (13,3 katrilyon) “süper” net kâra  gönderme yapmıştı.

30 Eylül 2008-30 Mart 2009 arasındaki altı aylık dönemde kredi imkanlarının yüzde 14 daraldığını ifade eden Hisarcıklıoğlu; her sektör kaybederken bankacılığın kâr patlaması gerçekleştirdiğini ifade etmişti.

Hisarcıklıoğlu, bankaların kredileri kısmasının nedenini, bankaların en sağlam yatırım olarak gördükleri “devlete borç vermek” yani “Hazine Bonosu”na yatırım yapmaları olarak açıklamıştı. Hisarcıklıoğlu reel sektör kredi diye kıvranırken bankaların, reel sektöre vereceği krediden 14 milyar TL’yi kısıp, bonoya 31 milyar TL yatırmalarına sitem etmiş ve “bize insafsızca yükleniyorlar” demişti.

Okuduğu bir haberden yola çıkarak kar patlaması yapan bir bankanın 1500 kişiyi ertesi gün kapı önüne koymasına da eleştiren Hisarcıklıoğlu “bari o insanlara işsizlik kaygısı yaşatmayın” demişti. Hisarcıklıoğlu reel sektörün kredi sorunlarını böyle dile getirirken, bankaların yüzde 12,5’tan topladıkları mevduatı sağlam diye hazine bonosuna yüzde14 ile yatırdığını dile getirmişti.  Hisarcıklıoğu  “Ben esnafıyla sanayicisiyle 1 milyon 300 bin kişinin başkanıyım ve onların feryatlarını dile getiriyorum” demişti.

HİSARCIKLIOĞLU’NUN SÖZLERİNE TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ BAŞKANI NE CEVAP VERDİ?

Hisarcıklıoğlu’nun bu sözleri Avrupa Yatırım Bankası ile KOBİ finansmanına yönelik 250 milyon avroluk kredi anlaşması imzalayan Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’ye soruldu.

Reel kesime kaynak sağlama amaçlı olan krediler için en önemli kaynak yaratma aracının mevduat olduğunu ifade eden Özince mevduatta vadelerin son derece kısıtlı olduğunu belirtti.

Mevduat dışında kaynağın yabancı para cinsinden sendikasyonlar olduğuna değinen Özince, ekonomik kriz koşullarından dolayı kreditörlerin kendi kaynak yaratma sıkıntıları ve maliyet artışları nedeniyle mevduat dışı kaynak miktarlarında azalma ve maliyetlerinde de özellikle uzun vadeli kaynaklar açısından artışlar yaşandığını belirtti.

Hisarcıklıoğlu’nun iddialarının sorulduğu Özince "Bu ikisi birbirinden farklı şeyler. Türkiye’de kredi vermenin iki önemli kaynağı var; birincisi mevduat, ikincisi sendikasyonlardır. Mevduatın Türkiye’de ortalama vadesi ise bir ay. Bir aylık mevduata ancak bir aylık kredi verebiliriz. Bir aylık kredi istiyorsanız gelin verelim, siz de bize bir ay sonra geri ödeyin" demişti.

Özince’ye göre bankaların kaynak bulmadaki zorluğu ve mevduat sürelerinin kısalığı ve dışarıdan temin edilen kredilerin maliyetlerinin fazla olması kredi veren kuruluşları zor durumda bırakıyor; bu da reel sektöre yansıyor�  

"TÜRKİYE’DEKİ BÜTÜN BANKACILIK UYGULAMALARI VATANDAŞIN ALEYHİNE"

Hisarcıklıoğlu’nun feryadına bir destek de köşe yazarı Yiğit Bulut’tan gelmiş; Bulut, ‘Bu ülkenin şımarık çocuğu’ olarak nitelediği bankalarla ilgili önemli bir gerçeğe dikkat çekmişti.

Bulut’un köşesinde feryadını ‘Bir ülke düşünün bankacılık sektörü ile vatandaş arasındaki bütün düzenlemeler vatandaşın aleyhine yapılmış olsun! Konut kredisi alıyorsunuz, adına dünya ile uyumlu şekilde “mortgage” diyorlar ama yaptıkları dünya yüzeyinde eşi benzeri olmayan detaylar içeriyor.”

Konuta karşılık verilmesi gereken kredi için “bütün mal varlığınız hatta ailenizin bütün varlıkları” tehdit altına alınıyor! Bir ülke düşünün “bankadan gelen öde emrine” itiraz etmeniz için “önce ödemeniz” sonra “Yargı makamına” gitme hakkınız var! Bir ülke düşünün “düşük kredi faizi” diyerek reklam yapılıyor, işlem yaptığınızda “peşin komisyon, dosya parası, kur farkı” gibi “abuk subuk” kalemler ile “kredi faizi” inanılmaz noktalara geliyor...Bir ülke düşünün “aylık kredi kartı gecikme faizi” ABD ve AB’deki “yıllık faizden” daha yüksek!” şeklinde ifade etmişti” böyle dile getirmişti.

2008'İ "SÜPER KÂR"LA KAPATAN BANKALAR 2009’DA NE YAPTI?

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) Şubat ayı verilerinin yer aldığı Nisan ayına ilişkin “Aylık Bülten”de 10 Nisan’da yayınlandı. Süper kar eden bankaların 2009 karnesi yine bankacılık sektörü açısından son derece iyi bir seyir izledi.

Bankaların fon kaynağı mevduatlar, ocak ayında 454,3 milyar lira iken; bir sonraki ay yüzde 2,1 artarak 463,8 milyar lira seviyesine yükseldi. Bankalar yalnız 1 aylık bir dönemde şubat ayı içerisinde  9,5 milyar TL kar elde etti. Bankaların bir ayılık karı verilen kredilerdeki artışla kıyaslandığında ise tam bir hayal karıklığı�

Ocak döneminde 365,5 milyar lira olarak bankalar tarafında kullandırılan krediler son bir ayda yalnızca yüzde 0,1 artarak Şubat’ta 365,9 milyar liraya yükseldi. Yani bankalar bir ayda topladıkları mevduatın (9,5 milyar TL) sadece 0,4 milyar TL’sini kredi olarak verdiler.  

Bankarın faiz dışında aldıkları gelirler yine aynı dönemde yüzde 16,4 oranında arttı. Bankaların likidite diye tabir edilen sıcak ve hazır para oranı yüzde 169 seviyesinde gerçekleşti.

2008 yılı için süper kâr açıklayan bankacılık sektörünün 2009’un ilk 6 ayındaki durumu da bankacılığımıza nazar değmesin denecek türden� Küresel ekonomik krizin yaşandığı dönemde “sağlam yapısı” ile tüm dünyanın nazarına üzerine çeken bankacılık sektörü; gerek kriz zamanında kredileri geri çağırması, talep edilen kredilerin yüzde 50’sini vermesi; bankacılık işlemleri ücretleri, kredi kartı ücretleri, hesap açma ücretleri gibi bankacılığın asli işlevi dışında kalan küçük kalemlerle; dünyanın birçok gelişmiş ülkesini aşan kredi kartı faiz oranları ile kendisinden çok söz ettireceğe benziyor.

50 BİN TL’Sİ OLAN TÜZEL KİŞİ PARASINI MEVDUATA YATIRSA NE KADAR KAZANIYOR?

Tüzel ve gerçek kişiler, bankalara mevduat olarak yatırdığı paralarının ne kadar getirisi olduğunu çeşitli bankaların internet sitelerine girerek hesaplamak mümkün. 50 bin TL’lik örnek miktar üzerinden hesaplandığında ortaya çıkan tablo bankaların mevduatlara verdiği faiz oranları ile kredilere uyguladığı faiz oranlarını kıyas etmek açısından ve TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun açıklamalarını daha anlaşılır kılmaktadır� (Bankalar daha yüksek mevduatlara farklı rakamlar uyguladıkları gerçeği göz önünde bulundurularak hesaplamalara esas olan oranlar sitelerde bilgi olarak yer alan oranlardır. Örnek teşkil ettiği için banka adı kullanılmamaktadır.)

A BANKASI 

A Bankası Gerçek ve Tüzel kişilerin  50 bin liralık mevduat için 

1   haftada 50.040,75 TL  
1   ayda      50.401,71 TL 
3   ayda      51.218,53 TL 
6   ayda      52.450,45 TL 
12 ayda      54.887,50 TL 

A Bankası müşterisinin 50 bin lirasına yılda yaklaşık yüzde 9,7 faiz veriyor.

A Bankasından alınan 50 bin liralık kredi için  

Bireysel ihtiyaç kredisi (1 yıllık)

Geri Ödenecek Toplam Tutar:    57.543,71 
Taksit Tutarı:                                    4.795,31 
Faiz Oranı:                                      1,94

Otomobil Kredisi  (1 yıllık)

Geri Ödenecek Toplam Tutar:     57.140,72 
Taksit Tutarı:                                     4.761,73
Faiz Oranı(%):                                 1.84

Konut Kredisi  (1 yıllık)

Geri Ödenecek Toplam Tutar:     54.631,77
Taksit Tutarı:                                      4.552,65 
Faiz Oranı(%):                                 1.39

Kısaca 50 bin lirası olan bir vatandaş parasını  bankaya yatırdığında 1 yıllık vadeli hesabı için yüzde 9,7 civarında getiri sağlarken; aynı parayı bir yıl çalıştıran bankalar ihtiyaç kredisinde yüzde 16; taşıt kredisi için yüzde 14; konut kredisinden ise yüzde 9,3 oranında bir getiri sağlıyor. Bankaların uyguladıkları masraf, komisyon, sigorta ve benzeri tutarlar bu rakamları aşıyor.

Bankaların kredilerden almış oldukları faiz cüzi gibi gözükse de vadeyi ülke şartlarını da göz önünde bulundurarak 36 aya çıkardığınızda; farkın ne kadar belirgin olduğu ortaya çıkıyor. 

Yine örnek tablodan ve örnek miktar olan 50 bin liralık kredi miktarı esas alındığında; taşıt kredisinde yüzde 44’ü, ihtiyaç kredisinde yüzde 47, konut kredisinde ise yüzde 28’leri buluyor�

Bankacılık sektörü kredide faiz uygulamalarını duyururken toplam ödenecek miktarını değil yüzde 1,89 gibi, müşterinin hesabını tam olarak yapamayacağı, oranlarla kredilerine aldığı fahiş faiz oranlarını saklıyor� 

Bankaların birbirinden farklıymış ya da daha düşük faiz oranı olarak reklamını yaptıkları; yüzde 0,99 gibi  kredi faiz oranları rakip bankalara göre bir ya da birkaç puan daha cazip görünse de; kredinin maliyeti şirketler veya bireyler için aynı hesaba geliyor.
Yani A bankasından yüzde 1,41 ile alınan konut  kredisi  ile yüzde 1,34 faiz oranıyla alınan konut kredisinde; toplam ödenecek miktar değişmiyor.

Ayrıca Türkiye’de kredinin müşteriye maliyeti, komisyon, dosya masrafı, hayat sigortası, KKDF, BSMF gibi ücretlerle 10-15 bin aşan kredilerde veya 12 ay vadeyi geçen kredilerde bankalara ödenen masraf kalemleri 1.500 TL'den başlıyor...

Bankaların lobisinin çok güçlü olduğu ülkemizde; TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu gibi 1 milyon 300 bin taciri temsil eden sivil toplum kuruluşu yetkilileri feryat edip çaresiz kalırken, sıradan vatandaşın, her yıl alınan kredi kartı kullanım ücreti, kredi kartına uygulanan faiz oranı ve kredi kullanım faiz oranları konusundaki taleplerinin ve şikayetlerinin cevapsız kalacağı gerçeği gözlerden kaçmıyor. Vatandaş ise bu konuda ilgili yetkililerden daha ciddi icraatlar beliyor. 





 


 

 

 

 


Banka reklamındaki mesaj
Prof. B.Gültekin Çetiner
Haber 7










ELwwraNQ.jpg görüntüleniyor

Banka reklamındaki mesaj



“Son beş dakika” yazısında anlatmıştık.
İnsanlar bileşik faizin nasıl bir şey olduğunu kavramış değiller.
Etkilerini hayal bile edemiyorlar.

Banka  reklamları o kadar  yaygınlaştı   ki 
 artık küçük yaştan  itibaren insanların bilinçaltına  yerleştirilen  belli 
mesajlar  sayesinde pek çok şey toplumumuzda kanıksanmaya başladı.


Basit bir örnek:

“Allah’ın sadık kulu” isimli filme gittiğimizde

oğluma ilgisini dağıtmak için

banka reklamlarının çıkıp çıkmayacağını

takip etmesini, çıkarsa

diğer filmlerdeki gibi kaç tane olduğunu

saymasını söyledim.


Çocuk filmden önce saydı.

Altı reklamdan dördü bankacılık reklamlarıydı.

“Allah’ın sadık kulu”nu izlemeye gelen

bizim dışımızda bir Allah’ın kulu da çıkıp



ya bu filmden önce bari koymayın diye tepki göstermedi.


Eskiden televizyonlarda

banka reklamları yer almazdı.

Şimdi banka reklamları

küçük yaştaki çocuklara da hitap edecek şekilde

sevimli hale getirilen hayvan vs karakterleriyle

beyin yıkama operasyonlarını sürdürüyor.


Ne RTÜK ne de başka bir kuruluştan ses yok…

Neyse konumuz bir banka reklamındaki

hayvan karakterleriyle ilgili

bir okuyucunun gönderdiği

şahane yorumlar hakkında olacak.



BDPS
’yi ve içindeki kısmi rezerv bankacılık mekanizmasını

gayet iyi anladığı belli olan

bu okurumuz

banka reklamlarından birisi üzerine

gayet güzel yorumlar yaparak

bize iletmiş.

Reklamdaki

kuş,

eşek

, köpek

ve tavuk

tiplemelerinden çıkardığı mesajı


bizlerle paylaşmış.


Kendisini tebrik ve teşekkür ediyorum.

Hayvanlı banka reklamındaki mesaj


okurumuza göre şöyle: 


“Kuş kadar beyninizle,

eşek gibi kredi alacak,

köpek gibi ödeyecek ve

biz de tavuk gibi yolacağız”
.




Çok anlamlı gelen bu mesajı


kredi almak zorunda bırakılanların

affına sığınarak başlıklar halinde şöyle açalım.

Kuş Kadar Beyninizle…

 

İnsanların çoğu maalesef

asgari düzeyde bile finans okuryazarlığına sahip değil.

Hele bu bankaların

adeta her gün geliştirdikleri hileli araçları karşısında

bilgi olarak çok savunmasızlar.

Bir mağazada kredi kartlarıyla,

senetlerle ödemeleri alan,

her türlü alışverişi yapan bir bayana

kendi kredi kartındaki

asgari ödeme olarak tavsiye edilen rakamı değil

tümünü ödemesi gerektiğini

yoksa faiz ödemek zorunda kalacağını söylediğimde





verdiği

“asgari ödeme yaparsam faiz ödenmiyor

diye biliyorum”


cevabı çok düşündürücüydü.

Kredi alanlar üzerinde

şöyle çevrenizde bir araştırma yapın.


İnsanların pek çoğu minicik

neredeyse karınca harfleriyle yazılmış

sayfalar dolusu belgenin


düşünüp akletmeden

her sayfasına attıkları imzanın



kendileri için nelere mal olacağından fazlaca haberleri yok.

Nasıl bir taahhüdün altına girdiklerinin,


aslında kendilerinin

attıkları imza karşılığı bankanın


o miktar parayı havadan yarattığının


ve bileşik faiz denen illetle


ne kadar geri ödemeleri gerektiğinin,


hangi ödeme planıyla ödeneceğinin,


yarıda çıkmak istediklerinde


başlarına ne geleceğinin, önce faizin büyük kısmını



sonra anaparayı ödeyeceklerinin vs vs farkında değiller.


Okurumuzun yorumunda söylediği gibi



adeta kuş beyinli gibi hareket ediyorlar.

Şaka değil.



Yurtdışında üniversitede öğretim üyesi olan


yabancı bir arkadaş



“430 bin dolara krediyle ev aldım


şu anda 600 bin dolar civarında diye seviniyordu.”



Sorgulayınca


aldığı evin ödeyeceği faizlerle kendisine


maliyetinin borçlar bittiğinde


900 bin dolardan fazla olduğunu hatırlatınca



yüzünün aldığı şekli düşünebilirsiniz.




Son beş dakika” yazısında anlatmıştık.


İnsanlar bileşik faizin nasıl bir şey olduğunu

kavramış değiller.

Etkilerini hayal bile edemiyorlar.





Bildik bir örnek.


Oğlu için

25 yaşındaki daireye talip olan bir vatandaş


bankadan 120 bin lira kredi çekerek

daireyi satın almak istiyor.



Dairenin aylık kirası 400-500 lira civarı


. Kendisi %1.3 gibi bir oranla
(sudan ucuz gibi değil mi?)


kredi çekmeyi düşünüyor.



10 yıllık kredi çekse yaklaşık geri ödemesi


240 bin lira, 30 yıllık çekse daire


460 bin liraya geliyor.


10 yıllık kredi çektiğinde ayda


1900 lira kredi ödeyecek.


Yani 10 sene boyunca




her ay yaklaşık 4 kira parasını bankaya ödüyor.



Çocuğunun kirasını karşılasa


3 kirayı da köşede altın olarak biriktirse


rahatlıkla evini alacak ve faiz belasına da bulaşmayacak.



Pek çok insan aylık

%1-2 faiz oranlarının düşük olduğunu zannederek

ayrıntılı hesap kitap yapmadan,

bileşik faizin nasıl bir şey olduğunu

fazlaca düşünmeden işin içine giriyor. Bu bir.




Eşek gibi kredi alacak…

İkinci kısımda ise.

.  “Eşek gibi” tabiri zaruret belirtmek için kullanılmış.


Bugün piyasada fiziksel olarak sadece

53 milyar lira para var.


İnsanların kredi çekmesi sonucu


bankaların havadan ürettiği

650 milyarlık sanal kısmı dahil olmak üzere


toplam 700 milyar lira civarında para mevcut.


Paranın %90’ından fazlası


bankalar tarafından sanal olarak üretilen,


bilgisayar kayıtlarında var olan


ancak fiziksel olarak bulunmayan para.




Üşenmeden hesapladık.



Fiziksel olarak mevcut olan bu para


Türkiye’deki tüm çalışanlara ödenen



yaklaşık 2 aylık para ediyor.



O nedenle paralar bankalara yatırılıyor deniyor.



Kayıt dışılığı önleme gerekçesine



sığınılarak


maaşların bankalara yatırılmasını


yasal zorunluluk haline getirdiler.



Aslında nedeni



çoğu durumda gerçekte hesaplara yatan


fiziksel bir paranın olmaması.


Sadece kayıt oluşturuluyor.




Eskiden mutemetler vardı.


Parayı getirip çalışanlara teslim ederlerdi.


Artık bu mümkün değil.



Zira artık piyasada


fazla fiziksel para bulunmaması nedeniyle


3. aydan itibaren maaşlar ödenemez.






Yatırılıyor denen paralar


devlete ait banka hesaplarından


eksiltilerek çalışanların hesaplarında


arttırılarak oluşturulan rakamlardan yani


bilgisayar kaydından ibaret.



Şimdi piyasada gerçekte para var olmayınca


insanlar mutlaka

ya birilerinden borç bulma durumunda


ya da kredi almak zorunda olacak.




Zira para ekonomideki kan gibi.



Bulunmayan fiziksel paranın yerini


kredi


yani sanal olarak üretilen borç parası dolduruyor.




Bu durum “Teğet geçme meselesi”nde açıklanmıştı.



Piyasada 219 milyar liralık kredi kullanılmış.



Bankalar olmayan parayı havadan yaratıyor.


Ama vatandaş



böyle bir “beceriye” sahip değil.


Ne yapacak?



Borçlarını ödemek amacıyla


veya açığı kapatmak üzere gidip


 eşek gibi yani mecburen kredi alacak.









Köpek gibi ödeyeceksiniz…

Köpekler

bilindiği gibi sadık hayvanlardır.


Sahiplerinin emrinden ve yanlarından ayrılmazlar.




Kredi çektiğimizde


benzer şekilde büyük özverilerde bulunup


borcumuza sadık olmak zorundayız.


Nasıl sadık olmayalım?


Borç ödenmediği zaman kaşınız

gözünüze bakmazlar.

Borcunuz bitene kadar


ipotek altına alınan servetiniz

tehdit altındadır.


Stresten strese girer ama

o borcu son kuruşuna kadar ödemeye çalışırsınız.




Arada bir yerde çıkamazsınız.


Zira anapara ve faiz ödemeleri


öyle hesaplanır ki…



Önceleri çoğunlukla faizleri ödersiniz.


Siz vadenin yarısına geldiğinizde


ödediğinizin paranın büyük çoğunluğu faizdir.



Sizin asıl borcunuzun


çok cüzi bir kısmı ödenmiş olarak gözükür.


Örnek;

%1,04 aylık faizle
30 yıllık 120 bin lira



kredi kullanan birisi

10 sene sonra çıkmaya karar verdiğinde


kendisine

300 bin lira üstünde borcu kaldığı belirtilir.


Aldığı 120 bin liraya karşılık

300 bin lira borç kalmıştır.



İsterse çıksın.

kullan




Sakın ha başına iş gelmeye görsün.



İşten çıkarılır veya işleri rast gitmezse


başka borçlar bularak


bu borcuna sadık olarak


ödemelere devam etmesi gerekir.


Aksi takdirde



hem evi gidecek


hem de ipotek altına alınan diğer neyi varsa.





Borcuna sadık kalarak


bu şekilde borçlarını ödemeye mahkûm edilecektir.












Biz de t

avuk gibi yolacağız.

 

Tavuk yolma deneyimi olanlar bilir.


Tavukların önce büyük/iri tüyleri yolunur.



Tavuk gibi,

ne olduğunu anlayamadan


tüylerinizin çoğu gitmiştir bile



. Ondan sonra yolma sırası küçük tüylere gelir.



İş işten geçtikten sonra



borcunuza sadık olarak devam eder çıkamazsınız


ve kalan tüylerinizin de



yolunmasını beklersiniz.


Ya da ilgili neyiniz varsa kaybedersiniz.






Yandaki resme baktığınızda

bu durum görülmektedir.



120 bin liralık

30 seneliğine

kullanılan aylık %1,04 faizli kredinin

toplam borcu 460 bin liradır.


Yani toplam borç

kullanılan kredinin

3 katına çıkmaktadır.


Ödeme planındaki faiz ödemelerine bakarsanız

büyükten küçüğe

parabolik dizildiğini görürsünüz.


Yani iri tüyler (faizler) başta yolunur.


Halbuki ana para

ilk zamanlarda çok komik durumdadır.


Siz kredinin

1279 liralık ilk taksidini ödediğinizde

1248 lirası faiz ödemesi



kalan sadece 31 lira ise anapara için yaptığınız ödemedir.

kullan

Arada bir yerde çıkmanız

artık pek söz konusu değildir.


Büyük tüyler yolunmuştur.




Ya borcumuza sadık şekilde


“köpek gibi”


kalan borcun tamamını


tek defada

ya da sonuna kadar kalan


küçük tüyleri de aldıracak şekilde ödeyeceğiz demektir.




Örnekte görüldüğü gibi


ödediğiniz faiz ile anapara ödemesi



başabaş noktasına ancak 25. yılda ulaşmaktadır.




Ondan önce

“kaba tüyler” yolunurken

ödediğiniz faizler

her zaman için

anaparadan çok daha fazladır.





Şimdi soralım.


Bu okurumuza hak vermemek mümkün müdür?


Diğer yandan…


Acaba banka reklamındaki



hayvan tiplemelerini üretenler de


bu okurumuz gibi düşünmüşler midir?



Siz ne dersiniz?

Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner / Haber 7
http://www.drcetiner.org
twitter.com/drcetiner



Türkiye'de Bankalar Havadan
Para Kazanıyor"
- Haberler.com

Mar 20, 2015

 Gültekin Çetiner
,
Türkiye'de 
bankaların havadan

para 
kazandığınıbelirterek

Parayı devlet üretmiyor

bankalar 

bilgisayar tuşlarına basarak üretiyor











Tevfik Bilgin’in bu sözlerini unutmayın !
BDDK BŞK TEVFİK BİLGİN’İN
BU SÖZLERİNİ UNUTMAYIN !

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin,
bankacılıkta yabancı payının % 30 ( 2006)  
*(2009= %43    2014 = %50% (AB ORTALAMASI %20)
olduğunu belirterek,
"Bankalar Birliği Başkanı'nın,
bir gün
'Mr. bilmem ne'
olmasına alışamayacağımı söylemek isterim" dedi.










PROF.DR. OSMAN ALTUĞ;

Adnan KAHVECİ, Recep YAZICIOĞLU
ikisi de gitti, ben her zamanki gibi onlardan yine geride kaldım.

Biz üç arkadaştık

ortak noktamız;
Ülkemizde halkımızı mutlu etmek için Adam gibi üreten,
adam gibi paylaşan
yeni bir sosyo-ekonomik düzen kurmaktı.

Onlar, pazarlık etmeyi sevmediler,

doğruluk istediler.
Ailelerinin kimsesizlerden, yoksullardan, çaresizlerden, işsizlerden ve
helal kazanç sahiplerinden oluştuğunu asla unutmadılar

ama başarmanın sabretmek ve çalışmakla,
Türkiye’de sosyal barışın kurulmasının gelir dağılımında adaletin sağlanmasının
yeniden yapılanması ile mümkün olduğunu,
kararlılıkla savundular.
Susmadılar,
susturulamadılar, 








www.youtube.com/watch?v=V_oyNVI73_o
 
Jan 29, 2014 - Uploaded by Tuncay Üner
Osman Altuğ CNN Türk 5N1K programında Merkez Bankası'nın neler yapacağı ve ekonomi hakkında .
 
x1btkpi<<<  TIKLA











www.dailymotion.com/.../xponiw_prof-dr-osman-altu...
Prof.Dr. Osman Altuğ - Üç Kağıt Ekonomisi. ... 
Osman AltuğNecmettin Erbakan



xponiw
 <<<  TIKLA























 

 

 
BİR YARDIM DA BEN ALABİLİR MİYİM LÜTFEN?
 

 

 

 

 

ÇEKTİĞİM KREDİ BORCUMU ÖDEYEMEDİM VE İPOTEKTE EVİM VAR.
EVİMİ BANKA SATACAK.
EV SATILDIKTAN SONRA
KALAN BORÇ İÇİN BANA
İCRA GELECEK GİBİ GÖZÜKÜYOR.

İKİ SORUM VAR:
1- İCRADA HANGİ TÜR EŞYALARA EL KOYUYORLAR, HERHANGİ BİR SINIFLAMA VAR MI?(EV EŞYALARI İÇİN)
2- İCRA GERÇEKLEŞTİKTEN SONRA
KALAN BORCU NASIL TAHSİL ETMEYE ÇALIŞIRLAR?BEN İŞTEN ÇIKTIĞIM İÇİN
MAAŞIMI DA KESEMEYECEKLER ÇÜNKÜ.
BİR YARDIM LÜTFEN...

 

 

 

 

Gönderilme Zamanı: 2009/5/4

 

Re: BİR YARDIM DA BEN ALABİLİR MİYİM LÜTFEN?

İpotek karşılığı kredi kullandın sanırım ve icradan satış istenecektir büyük ihtimal. Biliyorsun ki icra dan satışta 100.000 TL lik evin 40.000 TL ye satılır ve bunu da büyük ihtimal artık banka borcuna karşı üstüne geçiriyor. Sana tavsiyem evi haricen bir tanıdık veya akrabana değerinde satmaya çalışman. Müşteri ile anlaş sonra bankaya git konuş ama müdürle ve bu evi sattığını parayı müşteri kendi hesabına blokeli yatıracak siz de bir yazı verin ev müşterinin üstüne geçtikten sonra ipoteğin kaldırılacağına ve blokedeki paranın hesaba geçmesi şartıyla deyin. Göreceksiniz ki banka kabul edecek ve eviniz yok pahasına gitmeyecek ve borcunuz daha da azalacaktır.
Eve icra geldiğinde kısaca hayatı idame edecek mallar haricinde her şeyi yazıp alabilir. Ama genelde beyaz eşyaları yazarlar ve evdeki birine de yeddiemin bırakırlar.
İsten çıktığın için maaşına haciz koyamayacaklarına göre evdeki mallarla artık idare edecekler.
Bu arada ödeyecek gücün yoksa da icra geldiğinde sakın ödeme taahhüdünde bulunma. 3 ay hapsi var. Tebligat aldığında da adetten mal beyanında bulun

 

 

 

Gönderilme Zamanı: 2009/5/4

 

Re: BİR YARDIM DA BEN ALABİLİR MİYİM LÜTFEN?

CEVAP İÇİN TEŞEKKÜRLER.AMA; 
1) 3 AY HAPİS OLUR MU GERÇEKTEN?KREDİ BORCUNA HAPİS OLMADIĞINI OKUMUŞTUM BİR YERDE.
2) HACZETTİKLERİ EŞYALAR BORCU ÖDEMEYECEĞİ İÇİN BANKA BORCUNU BENDEN NASIL TAHSİL EDECEK.HİÇBİR MALVARLIĞIM VE PARAM YOK.

SON OLARAK BEN BU HUZUR BOZAN DURUMDAN NASIL KURTULURUM ALLAH RIZASI İÇİN Bİ ÇIKIŞ YOLU...

 

 

 

Gönderilme Zamanı: 2009/5/4

 

Re: BİR YARDIM DA BEN ALABİLİR MİYİM LÜTFEN?

Bakın size icra tebligatı geldiğinde yani ödeme emri orada 7 gün veya 10 gün içinde itiraz veya mal beyanında bulunun der. Bir dilekçe yazarsınız ilgili icra dairesine hitaben ve söz konusu borcu ödeyecek bir menkul,gayrımenkul veya arabanızın bulunmadığını, bulunan bir tane gayrımenkulunde zaten bankaya ipotekli olduğunu, geçiminizi de işsiz olduğunuzdan günlük yevmiyeli işlerde çalışarak sağladığınızı yazarsınız. Bu mal beyanını yapmamanın şu anda cezası yok ama siz gene de yapın. 
Size icraya geldiğinde icra memuru tutanak yazıp malı haczettiğinde o anki psikolojik durumda mallar kalsın vs diye ben bu borcu şu tarihte veya şu taksitlerde ödeyeceğim diye bir taahhütte bulunup imzalamayın. İmza atacağınız her şeyi önce okuyun sonra imzalayın. Bu yazılan şey sizin ödeme yapma taahhüdünüz olur. Eğer bu belirtilen tarihlerde ödeme yapmazsanız o zaman taahhüdü ihlalden 3 aya kadar hapis cezası alırsınız. 
O yüzden zaten ödeyemeyecekseniz boşu boşuna dosyaya ödeme taahhüdünde bulunup imza atmayın. Atmazsanız hapis filan olmaz. Ben sizi bilgilendirip uyarmak için yazmıştım. Diğer yazılarda sürekli olduğu için bilginiz vardır diye üstüne düşmemiştim

 

 

 

Gönderilme Zamanı: 2009/5/4

Re: BİR YARDIM DA BEN ALABİLİR MİYİM LÜTFEN?

ALLAH RAZI OLSUN AÇIKLAMALARINIZ ÇOK AYDINLATICI OLDU.SON OLARAK BÜTÜN BUNLAR OLDUKTAN SONRA BEN BU BELADAN TAMAMEN NASIL KURTULURUM.BANKA BORCUNU İLLA Kİ İSTEMEZ Mİ BENDEN.HERGÜN BORÇLU OLARAK MI YAŞAMAK ZORUNDA KALACAĞIM?

 

 

 

Gönderilme Zamanı: 2009/5/4

 

Re: BİR YARDIM DA BEN ALABİLİR MİYİM LÜTFEN?

Kalan borç miktarı ile toplam borcunuzu tam bilmiyorum ama genelde banka evi satar, eve hacze gelir malları kaldırır veya yeddiemin bırakır sonra satışını ister ve satar baktı ki başka alacağı bir donu kalmış dosyaya aciz vesikası alır ve bankaya verir banka da bunu zarara atarak dosya kapanmış olur. Ama kapanmış olması illa daha sonra takip yapılmayacağı anlamına da gelmez. Genelde bankalar kapattı mı bir daha avukat vs değişeceği için uğraşmaz direkt zarara atıp işlerine bakarlar müşteri çok olduğu için. Sahıs borcu olsa peşini bırakmaz yıllarca. Buradaki süre senin haczedilen mallarının satışının sonunda biter. Bir dip not olarak söyleyeyim borç kendi borcun olduğu için adına kayıtlı gsm telefondan vatandaslık numaranı sonra abone yazarak 4060 gönder.(2358559595 ABONE) ardından aboneliğin gerçekleştiğine dair onay mesajından sonra vatandaşlık numaranı yazarak 4060 gönder hakkında açılan tüm icra, ceza vs dosyalarının bilgisi gelir.Banka senin hakkında büyük ihtimal ihtiyati haciz kararı alarak çat kapı yapacaktır. Buradan da mesaj gelince anında hakkında icra takibi yapıldığını anlarsın ve evdeki haciz edilebilecek malları bir yerlere götürür haciz edilmesini engellersin ki satışla uğraşıp bir de orada süre kaybetme. Sanırım anlamışındır ne dediğimi.

 

 

 

Gönderilme Zamanı: 2009/5/4

 

 


 

Re: BİR YARDIM DA BEN ALABİLİR MİYİM LÜTFEN?

ANLADIM ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.ALLAH YARDIMCINIZ VE YARDIMCINIZ OLSUN.



Krediyle Ev alırken
Bilinmesi Gereken Hak ve Yükümlülükler

Tarih: 11/11/2010, Kaynak: Sabah

Kredi ile ev almak yasalarla belirlenmiştir, kuralları açıktır. Bu nedenle hakları, sorumlulukları ve yükümlülükleri iyi bilmek, titiz davranmak gerekmektedir.

ev_57
Kredi Sözleşmesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bu soru çok önemli çünkü daha sonra dert yanmamak, ağlamamak için kredi meselesini çok ciddiye alınmalıdır.

Bu nedenle de banka kredi işlemlerinde önünüze konan sözleşmeyi çok iyi okumalı, dikkatle değerlendirmelisiniz.

Bildiğiniz gibi halk arasında Mortgage olarak bilinen "Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun" a göre konut finansmanı kuruluşları, yani bankalar, tüketicilere sözleşme öncesinde kredi işlemleri ile ilgili Sözleşme Öncesi Bilgi Formunu vermek zorundadırlar.

Bu form tüketiciye teklif ettikleri kredi sözleşmesinin koşullarını içermektedir. Tüketici teklifi kabul edip etmemekte serbesttir. Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun tüketiciye verilmesini takip eden bir iş günü geçmeden imzalanan sözleşme geçersizdir. Bu yüzden unutmayın, mutlaka bu bilgi formunun tarafınıza verilmesi gerekir.

Konut finansman sözleşmeleri tüketici işlemi kabul edildiğinden, tüketici lehine diğer haklar konut tüketicileri tarafından da kullanılabilecektir. Bankalar bu konuda çok dikkatli ve titiz davranmaktadırlar.

Bütün işlemler tamamlandıktan sonra sizin banka ile yapacağınız sözleşmeye gelelim şimdi. "Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun" a göre sözleşmelerin mutlaka yazılı olması ve bir suretinin tüketiciye verilmesi zorunludur.

Şimdi sözleşmelerde yasa gereği olması gereken hususlara şöyle bir göz atalım:

a) Kredi tutarı
b) Kredi sözleşmeleri için üzerine ipotek tesis edilen konuta ilişkin belgeler,
c) Yıllık faiz oranı ve yıllık maliyet oranı
d) Toplam borç tutarının anapara, faiz ve diğer giderler itibarıyla dağılımı
e) Faiz oranındaki değişmenin hesaplanma yöntemi
f) Geri ödeme, ödeme tarihleri, belirlenen ödeme tarihinin resmi tatile gelmesi durumunda ödemelerin ne zaman yapılacağı, ilk ve son ödeme tarihleri
h) İstenecek teminatlar, gecikme faiz oranı, borçlunun temerrüde düşmesinin sonuçları
i) Kredi geri ödemelerinin vadesinden önce yapılması halinde, erken ödeme ücreti öngörülmekte ise bu ödemenin hesaplanmasına ilişkin esaslar,
j) Kredinin yabancı para birimi cinsinden belirlenmesi durumunda hangi tarihteki kurun dikkate alınacağı k)Konutta kıymet takdiri yapılmasını gerektirebilecek haller ve kıymet takdirinin kimler tarafından yapılabileceği
l) Konuta ilişkin sigorta bilgileri.

 


Men edildikleri halde
faizi almalarından ve
haksız (yollar) ile
insanların mallarını yemelerinden dolayı
içlerinden inkâra sapanlara

acı bir azap hazırladık. 
(Nisa 4/161).


Faiz yiyenler
ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi kalkarlar. Bu onların:

“Alım satım da ancak faiz gibidir."
demelerinden dolayıdır.

Oysa Allah alış verişi helal,
faizi haram kılmıştır.

Kime Rabbinden bir öğüt gelir de
faize bir son verirse,
artık geçmişi kendisine,
işi de Allah'a aittir.

Kim faize geri dönerse

artık onlar ateşin halkıdır,

orada sürekli kalacaklardır.

Allah, faizi yok eder de,

sadakaları artırır.

Allah,
günahkâr kafirlerin hiç birini sevmez.
 
(Bakara 2/275-276).


Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve eğer inanmışsanız faizden arta kalanı bırakın. Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulü’ne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tövbe ederseniz artık sermayeleriniz sizindir. Böylece ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılş olursunuz. (Bakara 2/278-279).


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1166195 ziyaretçi (2548956 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc