Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  Çizgi Roman Yararlımı
 




Özgün UYSAL

Özgün UYSAL


Karikatürist Özgün Uysal, uluslar arası bir başarıya imza attı

Özgün Uysal’ın yarattığı “Jarman” karakteri, uluslar arası bir sitenin logosu oldu

Otuz yıldan beri karikatür çizen ve bugüne kadar karikatürleri ve çizgi romanları yurtiçinde askeri yayınlarda, yerel ve yaygın basın ile mizah dergilerinde; yurt dışında ise A.B.D., Almanya, Avustralya gibi ülkelerde yayınlanan Karikatür ve Çizgi Roman Sanatçısı Özgün Uysal’ın yarattığı “Jarman” isimli karakter, A.B.D.’den yayın yapan uluslar arası kişisel ve kurumsal gelişim ve strateji sitesi http://www.questionjar.com/ isimli sitenin resmi logosu oldu.
Peki ama gerçekte çizgi roman nedir? Okul çağındaki çocuklarımız ve gençlerimiz için yararlı mı, yoksa zararlı mıdır? Bu kadar açıklama yaptıktan sonra, bu sorularımıza birlikte bir yanıt bulmaya çalışalım.

Gerçekte çizgi roman, çok yararlı bir iletişim aracıdır. Fazla kafa yormadan, kısa cümleleri bir anda göz ucu ile okuma olanağı vermekte, resimler ve yazılar birbirini tamamlamaktadır. Çizgi romanda iki ayrı öğe (resim ve yazı) birleştirilerek, hızla anlam çıkarılmaktadır. Çizgi roman çizen ressamlar, canlı, cansız modellerden ve fotoğraflardan yararlanmakta, bu nedenle her şey gerçeğe uygun biçimde yansıtılmaktadır.

Günümüzde çizgi roman, okul kitaplarına bile girmiş olup, özellikle çocuklar için çabuk okuma ve kavrama yeteneklerini geliştirme açısından tam anlamıyla yararlı ve ucuz bir uyarıcıdır. Çizgi roman, küçüklerin sözlüğünü zenginleştirmekte, resim sanatını sevdirmekte, belirli bir ölçüde eğitmektedir. Özenle hazırlanmış çizgi romanlar insanlara dinlenme ve hoşça vakit geçirme olanağını sunmaktadır.

Çocuklarımız çizgi roman okumalı mı? Günümüzde her yaş grubuna ve her zevke hitap eden bir sürü yerli ve yabancı (bilimsel, tarihi, mizahi, erotik, pornografik, dini v.b.) çizgi romanların yayınlandığını düşünürsek, bunların kontrolünü ebeveyn olarak elimizde tutarak, çocuklarımıza zarar vermeyecek çizgi romanları okumalarına müsaade etmeliyiz. Aksi halde, onların ders kitaplarının arasına sıkıştırdıkları, ruhsal yapılarını olumsuz yönde etkileyebilecek olan zararlı içerikli çizgi romanları okumalarının sonuçlarına da katlanmak zorunda kalabiliriz.

Saygılarımla.




MALKOÇOĞLU çizgi romanını yazıp çizen merhum Ayhan BAŞOĞLU’nun Kara Kuvvetlerinde astsubay olarak görev yaptığını ve Kore Savaşı’na katıldığını, Malkoçoğlu karakterini, Kore Savaşı’ndan döndükten sonra orada şehit olan Türk askerlerinin anısına yarattığını, bu karakteri beyazperdede canlandıran Cüneyt ARKIN’ın halen Malkoçoğlu Cüneyt diye anıldığını,



1985-1991 yılları arasında Çanakkale’de; Muhabere Elektronik Tesisleri’nde İdari Astsubay olarak görev yapmaktaydım. Nöbetlerimizi bazen karargahta, bazen de bağlımız olan Verici İstasyonu’nda dönüşümlü olarak tutmaktaydık.

Verici İstasyonu’nda nöbet tuttuğum günlerden birisinde karargahı arayarak orada nöbet tutmakta olan Astsubay Gökhan KADAN’dan “öğleyin karargahtan LF İstayonuna yemek getirecek aracın şoförüne bana bir PİŞMİŞ KELLE mizah dergisi (*) aldırarak yollamasını” rica ettim. Gazete bayii aracın güzergahı üzerindeydi. Gökhan KADAN “Tamam ağabey, ben şoföre parasını verir, almasını tembihlerim” dedi.

Yemek saati gelmesine rağmen bizim yemek aracı gelmemişti. Çok sonra araç, buz gibi olmuş yemeklerle geldiğinde şoföre “neden bu kadar geciktiğini” sordum.

-“Komutanım” dedi, “Çanakkale merkezindeki bütün lokantaları ve sakatatçıları dolaştım, hiç birisinde pişmiş kelle yoktu; bulduğum kelleler de daha yeni temizlenmiş, pişirilmemişti.”

-“Eeee?”

-“Ben de çiğ olduğu için yemeyeceğinizden ve burada da pişirme imkanınız olmadığından dolayı almadım. Şehir merkezine indiğim için de geciktim.”

-“???????”

Bir anda dumura uğramıştım. Acaba Gökhan KADAN, şoförümüze Pişmiş Kelle almasını tembihlerken “mizah dergisi” bölümünü atlamış mıydı, yoksa şoförümüz söyleneni yarım kulakla dinleyip bu bölümü algılayamamış mıydı? Ama zihnini pişmiş kelle sakatatına odakladığından, yapmış olduğu açıklama da çok mantıksaldı. Gerçekten de nöbet tuttuğumuz istasyonda mutfak imkanları mevcut olmadığından, yemekler karargahtan pişirilmiş olarak gönderiliyordu.

Bu anlatma / anlama hatası yüzünden aracımızın güzergah değiştirerek gecikmesine mi, personelimize yedireceğimizin yemeklerin bu nedenle soğumasına mı, yoksa şehir merkezinde bulsaydı şoförümüzün satın alarak getireceği pişmiş kelleyi yemek zorunda kalacağıma mı yanayım bir türlü karar verememiştim. Bu olay, her hatırlayışımda beni tebessüm ettiren hoş bir anıdır.

NOT (*) : Pişmiş Kelle Dergisi, 80’li ve 90’lı yıllarda Engin ERGÖNÜLTAŞ yönetiminde Milliyet Gazetesi tarafından haftalık olarak yayımlanan bir mizah dergisiydi.


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1155740 ziyaretçi (2521520 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc