“Türkiye Değerler Araştırması”nın sonuçlarına göre Türk halkının yüzde 49’u siyasal iktidarlara, yüzde 70’i siyasi partilere ve yüzde 47’si de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne güvenmemektedir.
Özellikle siyasi partilere duyulan güvenin ciddi bir erozyona uğraması dikkat çekicidir. Siyasi partilere duyulan güvensizlik, aynı zamanda politikaya ve politik kurumlara olan güvensizliği de yansıtmaktadır.
Böylesine bir “güvensizlik” ortamında “devlet/millet kaynaşmasını” sağlamak, ortak hedeflere birlikte yürüyebilme iradesini ortaya koyabilmek ne yazık ki mümkün olamamaktadır.
Türk siyaseti bugün önemli sorunlar yaşamakta; ama bu sorunlarını tartışabilme, çözüm önerilerini ortaya koyabilme kararlılığını gösterememektedir. Siyasal partilerimiz, gündelik rutin işleyiş içerisinde sıkışıp kalmakta, politik gündemin karmaşası arasında temel sorunlara ayıracak zaman ve enerji bulamamaktadır.
Türkiye’nin siyasal sisteminin işleyişine bakıldığında temel bazı problemlerin olduğu ve geçmişte çözülmeyen sorunların birikerek daha da büyüdüğü görülmektedir.
Siyasal sistemimizin en önemli sorunu; icraat yapabilen ve bu icraatın sorumluluğunu taşıyabilen yönetimlerin eksikliğidir. Türkiye uzun vadeli düşünemeyen, gelecek vizyonu olmayan, toplumun önüne ciddi hedefler koyamayan iktidarlar nedeniyle küresel çağın gerisinde kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Siyasal sistemimizin işleyişini olumsuz etkileyen unsurlar arasında parti sistemimizin parçalanmışlığını, uzun süreli koalisyon hükümetleri ile yönetilmemizi, merkez partilerin zayıflamasını ve siyasal reformların yapılamamasını saymak mümkündür.
Siyasal iktidarların ellerinde tuttukları yönetim erkini başkalarıyla paylaşmaktan kaçınmaları da siyasal sistemin işleyişini aksatmaktadır. İktidarların merkezi bir anlayışı benimsemeleri, sivil toplum örgütlerinin katkı vermesini güçleştirmekte, devlet/millet arasındaki ilişkilerin sağlıklı bir temele oturmasında sorunlara neden olmaktadır.
Türkiye’nin siyasal sistemindeki eksikliklerin giderilmesi aynı zamanda demokratikleşmenin de önünü açacaktır. Bu nedenle siyasal sistemin sorunlarının tartışılarak çözüm önerilerinin sunulması büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca siyasal hayatımızın bir diğer temel sorunu; partilerimizin ve politikacılarımızın kendilerini halka anlatmakta, tanıtmakta büyük sıkıntı çekmeleridir. Siyasal iletişim, kısa süreli yapılan ve kalıcı hiçbir niteliği olmayan sığ reklam kampanyalarının gölgesinde kalmıştır. Oysa gelişmiş demokrasilerde siyasal iletişim uygulamaları, siyasetin merkezinde yer almakta ve uzun vadeli belirlenen iletişim stratejileriyle başarılı sonuçlar elde edilmektedir.
TASAM Siyasal İletişim Enstitüsü; Türkiye’nin siyasal sisteminin sorunlarını konuşmayı, partilerimizin ihtiyaç duyduğu bilimsel araştırma ve incelemeleri yapmayı, rehber niteliği taşıyan raporlar hazırlamayı, partilerin ve politikacıların kendilerini kamuoyuna doğru mesaj stratejileri ile tanıtmalarını sağlamayı hedeflemektedir.
Taraf olmadan, bilimsel esaslardan ayrılmadan, yol gösterici niteliğini kaybetmeden yapılacak çalışmaların, Türk siyasetine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz.
TASAM Siyasal İletişim Enstitüsü, Türkiye’nin aydınlık geleceği için üzerine düşen görevi yapmaya hazırdır. Partilerimizin ve diğer siyasal kurumlarımızın da kendi üzerlerine düşen görevi yaparak, ülkemizin politik sürecini küresel çağın gereklerine uygun hale getirmek için çaba harcamaları, geleceğe daha güvenle bakmamızı sağlayacaktır.