Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  JİTEM Varmı - Yokmu ?
 


A.Turan Alkanın işaret ettiği kozmik oda adresi
>> http://www.mevzuat.adalet.gov.tr.html/20022.html














Eski paşalar JİTEM'i kabul etti, TSK hâlâ 'yok' diyor  





Genelkurmay, Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele (JİTEM) adlı birimin varlığını yine kabul etmedi.


 
 
Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen yazıda, TSK bünyesinde 'JİTEM' adında bir birimin olmadığı bildirildi. Ancak JİTEM'e ait kimlik ve maaş bordroları bile basına yansımıştı. Bunlardan biri itirafçı Abdülkadir Aygan'a aitti. Ayrıca emekli Orgeneral Necati Özgen de "JİTEM de subay. JİTEM denilen insanlar da subay. Subay, yemek yediği yere ihanet edebilir mi?" diyerek birimi kabul etmişti.

Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Jandarma Genel Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı'na gönderdiği "JİTEM adlı bir birimin olup olmadığı, var ise hangi tarihte kurulduğu, faaliyetine devam edip etmediği, iddianamede belirtilen kişilerin kuruluşa üye olup olmadıkları" sorularını içeren yazının cevabı mahkemeye ulaştı. Genelkurmay Başkanı namına Ceza Hukuk İşleri Şube Müdürü Hâkim Albay Orhan Önder imzasını taşıyan yazıda, "Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kurulmuş JİTEM adında herhangi bir birim mevcut değildir." denildi. Diyarbakır, Mardin ve Batman'da 1988-1996 yılları arasında adam öldürme, bombalama ve gasp gibi olaylara katıldıkları gerekçesiyle açılan JİTEM davası Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. Davada 10 yıldır tutuksuz yargılanan 9'u itirafçı, biri korucu, biri sivil istihbarat elemanı 11 sanıktan hiçbiri duruşmalara katılmadı. ZAMAN

MEHMET GÖKÇE
30 Aralık 2009, Çarşamba




















Jandarma, 'yok' dediği JİTEM'in kodlarını verdi  



Diyarbakır'daki 11 sanıklı JİTEM davasında mahkeme 5. kez görevsizlik kararı verdi. 10 yıldır görüşülen dosya terör suçlarına bakan ağır ceza mahkemesine gönderildi.

JİTEM'in varlığıyla ilgili tartışma ise iyice büyüdü. Genelkurmay'ın ardından Jandarma Genel Komutanlığı da mahkemeye gönderdiği cevapta JİTEM'i reddetti. Ancak 'Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı' adında bir birimin 1987'de kurulduğunu kabul etti. JİTEM adına maaş bordrosu bulunan Abdülkadir Aygan ve diğer itirafçıların Jandarma bünyesinde çeşitli görevlerde çalıştığı kaydedildi. Mahkemeye gönderilen iki sayfalık yazıda söz konusu yapılanmanın nasıl oluşturulduğu, isminin deneme amaçlı olarak nasıl değiştirildiği gibi ayrıntılara da yer verildi. Jandarma içinde bile JİTEM ifadesinin kullanıldığı belirtilirken, "1994'te JİTEM tabirinin kullanılmaması için birlikler uyarılmıştır." denildi.

Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak'ta çeşitli tarihlerde birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan, aralarında terör örgütü PKK itirafçılarının da bulunduğu 11 sanıklı 'JİTEM' davasına devam edildi. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya sanıklar katılmadı. Bir önceki duruşmada, Jandarma Genel Komutanlığı'na gönderdiği 'JİTEM adlı bir birimin olup olmadığının, var ise hangi tarihte kurulduğunun, faaliyetine devam edip etmediğinin, iddianamede belirtilen kişilerin kuruluşa üye olup olmadıklarının' sorularını içeren yazının cevabı mahkemeye ulaştı.

İki sayfalık cevapta, JİTEM adı altında bir birimin bulunmadığı iddia edildi. Ancak 1987 yılında Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı bünyesinde Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı kurulduğu belirtilerek, özetle şöyle denildi: "1988 yılında terörle mücadelede kendi sorumluluk bölgesindeki istihbarat etkinliğini artırmak ve kadrosunu güçlendirerek istihbarat hizmetlerini daha iyi seviyeye çıkartmak maksadıyla araç ve personel miktarının artırılması, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı isminin Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı olarak değiştirilmesi teklif edilmiştir. Söz konusu teklif deneme mahiyetinde bir süre uygulanmıştır. Nisan 1990 tarihinde uygulamaya son verilmiş, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat Tim Komutanlığı olarak teşkilatlanmıştır. Nisan 1990 tarihinde son verilmiş olmasına rağmen, JİTEM isminin bir süre daha bölgede bazı vatandaşlar ile bir kısım devlet görevlileri tarafından kullanılmasının tamamen bilgisizlikten veya kötü niyetli bir kısım çevrelerin yaklaşımından kaynakladığı değerlendirilmektedir. JİTEM tabiri günümüzde olduğu gibi geçmiş yıllarda da Jandarma dışında bazı kaynaklarca zaman zaman kullanılmıştır. Hatta Jandarma Genel Komutanlığı'nın konuyu bilmeyen bazı alt kademelerinde de benzer ifadeler kullanılması üzerine 1994 yılında JİTEM tabirinin kullanılmaması için birlikler uyarılmıştır." Cevapta, sanıklardan PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan (Aziz Turan), Mustafa Deniz, Ali Ozansoy, Adil Timurtaş, Recep Tiril (Recep Erkal) ve Fethi Çetin'in Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde çeşitli görevlerde çalıştığı kaydedildi. Ayrıca, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Kıdemli Albay Arif Doğan ve emekli Kıdemli Binbaşı Cem Ersever'in hangi tarihlerde nerelerde görev yaptıkları belirtildi.

İddia makamı, sanıklara atfedilen suçların TCK 314. maddesinde belirtilen 'silahlı terör örgütü kurma' eylemine uygun olduğu gerekçesiyle dosyanın 'terör' suçlarına bakan Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etti. Müdahil avukatlar da İdil cumhuriyet savcısının fezlekesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce gönderilen CD içerisinde JİTEM ile ilgili imzalı belgeler, Arif Doğan'ın "JİTEM'i ben kurdum" beyanı, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın ayrıntılı beyanlarında JİTEM isimli örgütün kurulmuş olduğunun açıkça ortaya çıktığını savundu. Müdahil avukatlar, "Genelkurmay'ın reddettiği JİTEM'i Jandarma Genel Komutanlığı kaçamaklı kabul etmiştir. Jandarma Genel Komutanlığı cevabında dosyanın bazı sanıklarının istihbarat elemanı olarak görevli olduklarını da onaylıyor. Bu nedenle mahkemenizin Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı hakkında suç duyurusunda bulunmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı. Mahkeme sanıklar Hacı Hasan, Adil Timurtaş, Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz, Faysal Şanlı, Recep Tiril, Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Abdülkadir Aygan, Hayrettin Toka ve Fethi Çetin'in dosyalarının "Silahlı terör örgütü kurmak" suçlamasıyla Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi. ZAMAN

MEHMET GÖKÇE DİYARBAKIR, CİHAN
01 Ocak 2010, Cuma



Çeteler, mafya ve hukuk dışı örgütlenmeler istikamet çizemez  
Başbakan Erdoğan, artık milli egemenlik ve milli iradenin hiçe sayılamayacağını vurguladı.










Başbakan Erdoğan, artık milli egemenlik ve milli iradenin hiçe sayılamayacağını vurguladı. Merhum Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'ye kazandırdıklarını sıralayan Erdoğan, şunları söyledi: "Merhum Özal milletle arasında gönül köprüsü kurmuş, millete konuşan bir devlet adamıydı. 'Bundan böyle güçlü olan devlet, memurları çok olan devlet değildir.' derdi. İşte ortak olduğumuz en önemli yanlardan biri bu. Şimdi bunu yapıyoruz diye aynı saldırılara biz maruz kalıyoruz. Merhum Özal, Anadolu'nun tozunu toprağını taşımış, yönü de her zaman milletine dönük olmuştur."

Özal'ın uğradığı suikast girişimine atıf yapan Başbakan, mesajlarını şöyle dile getirdi: "Kendisine suikast girişiminde bulunulduğunda kürsüden ayrılmadan o yaralı haliyle yeniden mikrofonun başına geçtiğinde söylediği söz çok önemli bir sözdü. 'Allah'ın verdiği ömrü O'ndan başka alacak yoktur. Bu çok önemli bir cümledir. Biz de O'na teslim olmuşuzdur.' dedi. Değerli dostlar mesele budur. Bunun dışında her şey lafügüzaftır. Bu tavır millete ram olma, millete sevdalı olma, her ne pahasına olursa olsun millete hizmete talip olma tavrıdır. Korku üzerine medeniyet inşa edilemez. Korku üzerine gelecek inşa edemezsiniz. En önemlisi de korku üzerine demokrasi inşa edemezsiniz. Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı'nı yazarken 'korkma' uyarısıyla başlamıştı. İşte bu duygu, bu zihniyet bugünün siyasetine hakim olmak zorundadır."

BU NESİL ECDADIYLA BULUŞMALIDIR

Başbakan, kendisinden önce bir konuşma yapan gazeteci Cengiz Çandar'ın Özal için söylediği "Son osmanlı padişahı gibiydi." sözüne de atıf yaparak bir anısını şöyle paylaştı: Rahmetli Aliya İzzetbegoviç'ten dinledim. Tam ölümünden bir gün önceydi. 'Biz Osmanlıyız ve bu topraklar Osmanlı'dan bize kalma. Ben gidiyorum ama Türkiye buraya sahip çıkmalıdır, burayı ihmal etmemelidir. Ve bütün bu Bosnalı size emanettir.' Böyle vedalaştık. Döndük Ankara'ya ölüm haberini aldık. Körfez'de, Kafkaslar'da, Orta Asya'da çok işimiz var. Çünkü bu nesil ecdadıyla buluşmalıdır. Gelecek nesil bizim maruz kaldığımız sorunlara maruz kalmasın. "

"Terör bu ülkenin değişmez kaderi olamaz." diyen Başbakan, bununla ilgili ilk mücadelenin Özal'la başladığına dikkat çekti ve şöyle devam etti: "Bedeli her ne olursa olsun, ben kaybedeyim, partim kaybetsin, yeter ki bu ülke kaybetmesin, diyorum. Biz inanın bu millete yakışır şekilde büyük düşünüyoruz. Merhum Menderes ve Özal'dan aldığımız ilhamla büyük düşünüyor, milletin rehberliğinde büyük adımlar atıyoruz. Adeta Gazi Mustafa Kemal'in Çanakkale Savaşı'nda başında bulunduğu mücadelenin tekrarı veriliyor diyebilirim. Bugün Türkiye, bölgesinde küresel ölçekte adından söz ettiren, itibarlı ve ağırlığı olan bir ülke haline geldi."

Özal'ın oğlu Ahmet Özal'ın da katıldığı törende, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Dernek Başkanı Galip Demirel, gazeteciler Cengiz Çandar ve Taha Akyol ile eski bakanlardan Vehbi Dinçerler de birer konuşma yaptı.

Ödül verilen isimler şöyle:

Turgut Özal Dünya Barışına Katkı Ödülü: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

Turgut Özal Özel Ödülü: Türkçe Olimpiyatları Tertip Komitesi Başkanı Mehmet Sağlam

Bilim ve Teknolojiye Katkı Ödülü: Prof. Dr. İhsan Doğramacı (Rahatsızlığından dolayı oğlu Ali Doğramacı'ya verildi.) Ekonomi Ödülü: TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ZAMAN

ERDAL ŞEN - ANKARA
30 Aralık 2009, Çarşamba







 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1103928 ziyaretçi (2337537 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc