Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Berna AKYILDIZ- Transtaş.
 


Dede kamyon, baba TIR’la yola çıktı torunlar 5 yılda 10 havaalanı taşıdı
Elif Ergu - Röportajlar - eergu@gazetevatan.com
Elif Ergu - Röportajlar
Dede kamyon, baba TIR’la yola çıktı torunlar 5 yılda 10 havaalanı taşıdı Lojistik sektöründe yıldızı parlayan şirketlerden biri olan Transtaş’ın İcra Direktörü Berna Akyıldız, dedenin kamyonla, babanın TIR’la nakliyat yaptığı bir aileden geliyor. Babasından devraldığı bayrağı iki kardeşiyle uluslararası alana taşıdı. Proje lojistiği yapan Transtaş, yolcu köprüleri, 250 tonluk trafo gibi ağır yükler taşıyor. TAV’ın havalimanlarının hemen hemen tamamının lojistiğini yapan Akyıldız, “Son 5 yılda 10 havaalanı projesi yaptık” dedi

Bu sayfada elimden geldiğince kadın patronlara yer vermek istiyorum ama doğruyu söylemek gerekirse çok zorlanıyorum. Malum kadınların iş dünyasında yükselmesi, üstelik kendi işini kurup dünyaya açılmasında engeller ve zorluklar var. Tekstil, gıda gibi sektörlerde kadın işveren sayısı diğer sektörlere göre fazla.

Transtaş, lojistik sektöründe yıldızı parlayan bir şirket. Lojistik erkek egemen bir sektör. Türkiye’de de bu sektörde çok az kadın oyuncu var. İşte onlardan biri Berna Akyıldız. Üstelik erkek egemen sektörlerde görmeye alıştığımız kadın tiplemesinin de dışında. Erkek gibi kadınlardan değil.

Transtaş’ın üçüncü kuşak temsilcisi. Dede kamyonla, baba TIR’la nakliyat yaparken o iki erkek kardeşiyle birlikte proje lojistiği yapıyor. Çin’den Amerika’ya uzanıyor, hayatı yollarda geçiyor. Afrikalı, Uzakdoğulu, Arap... Her milletten çalışanı var. “Kariyer de yaparım, çocuk da” diyenlerden. Mutlu bir evliliği, iki de çocuğu olan global oyuncu Berna Akyıldız’la Transtaş’ın öyküsünü konuştuk.

Biz Transtaş’ın adını yeni yeni duyuyoruz, oysa çok eski bir şirket...

Evet. Dedem nakliye işi yapıyormuş, babam bayrağı devralmış, sonra da ben.

Çok kısa geçtiniz. Nerelisiniz?

Samsun doğumluyum. Dedem nakliyeciliğe Samsun’da başlamış. O dönemde Karadeniz’deki ilk kamyonu dedemin aldığı söylenir. Babam Kamil Topaloğlu da 1977’de Transtaş’ı kurdu.

Siz Samsun’da mı büyüdünüz?

Hayır. İstanbul’da büyüdüm. Üniversiteyi Ankara’da okudum. Okulu bitirdikten hemen sonra da işe başladım.

Kendi seçiminiz miydi?

Evet dersem yalan olur. Babamın yönlendirmesiyle oldu ama kısa zamanda çok sevdim işi.

Dededen kalma bir iş olduğu için bu size ekstra bir sorumluluk yüklemiş olmalı...

Olmaz olur mu. Bilirsiniz, birinci kuşak girişimci, ikinci kuşak koruyucu, üçünçü kuşak ise ya geliştiriyor ya batırıyor. Yani çok riskli. Kardeşlerimle birlikte büyük sorumluluk aldık. İşi geliştirdik.

3 kardeş misiniz?

Bir de ablamız var. O erken evlendiği için bu işlere hiç girmedi.

Babanızdan devraldığınız şirket nasıldı?

Uluslararası taşımacılık işi zaten 1970’lerin başında başladı. Biz karayolu filosuyla başladık. Türkiye Avrupa ve Avrupa Türkiye ile Ortadoğu arası. İlk iplik ve lastik taşımacılığı yapıyorduk O dönemde Eczacıbaşı’nın ürünlerini taşırdık. Babam zaten yurtdışına açılmıştı ama TIR’larla.

Kadın sayısının sektörünüzde yok denecek kadar az olması sizi ürkütmedi mi?

Lojistik hiç kadına göre değil derler. Babam ‘Sen başla’ dedi ve başladım. Ben başladığımda sektörde iki kadın vardı. Dışarıdan bakıldığında bir kadının yapamayacağı işler olarak görülüyordu. İyi bir eğitimim vardı ve bu işlerin içinde büyümüştüm. Hep vizyonu geliştirmek gerektiğini düşündüm.

Kamyonculuk, tır filosu derken siz işi hangi noktaya getirdiniz?

Ticareti ve ticareti kurallarıyla yapmayı büyüklerimden öğrendim. Onlar sözle ticaret yapılan dönemin insanları. Farklı bir kültürleri var. Biz eğitim aldık, yabancı dil öğrendik. Batılının ne düşündüğünü, dünyanın nereye gittiğini takip etme şansımız oldu. 1980’lerin sonunda artık her şey karayolu değildi, bunu görmeye başladık. Hava ve deniz departmanını kurduk. Konteynır işine girdik. Her zaman bilgimizin yeterli olduğuna inandığımız ağır ve geniş yükleri taşıdık.

Proje örneği verebilir misiniz?

Bu anlamda ilk olan proje, Dubai’deki TAV İnşaat’ın hangar çatı çelik konstrüksiyon işi. 2003’te Dubai ofisini açtık.

Siz Katar’da ofis açtınız değil mi?

2006’da Katar’daki Doha ofisini açtık. Mısır-Kahire’de de merkezimiz var.

Başka nerelerde var ofisiniz?

Çin- Şanghay, Almanya Düsseldorf’da da ofisimiz var. Libya’da var.

TAV’ın havalimanlarının hemen hemen hepsinin lojistiğini siz yapıyorsunuz...

Bu şu demek, havaalanında kullanılan tüm malzemeyi dünyanın farklı yerlerinden taşıyoruz. Bu çok ayrıntılı bir planlama gerektiriyor.

Çok ağır yükler ve büyüklükler söz konusu...

250 ton trafoyu limana taşıdık. Mardin’e de 150 ton trafo taşıdık. Mardin’e trafoyu Kızıltepe’de şantiyeye kaydırarak indirdik. Yolcu köprüleri taşıyoruz dünyanın her yerinden her yerine. Çok uzundur bunlar. Dünyanın herhangi bir ülkesinden alıp limana getiriyorsunuz. Özel koşullar ve deneyimlerle depoluyorsunuz. Gemiyle eşleştirmek her zaman mümkün değil. Bazen taşıdığımız malzemenin değeri geminin 10 katı olabiliyor. Amerika’dan Gürcistan’a yolcu köprüleri taşıdık. Tiflis’e çok zor taşıdık.

Neden?

Çok özel bir araziydi. Yol yoktu. Bahçe duvarları yıkarak geçtik.

Masa başında her ne kadar her şey planlansa da sahada çok sorun çıkabiliyor gibi geldi bana...

Kesinlikle. Masa başında planladık oldu diyebileceğiniz bir işimiz yok.

Yeni trend Mısır

Siz son dönemde nerede ticari hareketlilikte artış görüyorsunuz?

Yeni trend Mısır çok aktif. Avrupa ve Amerika ihracatı çok arttı. Konteynır bulmakta zorlanıyoruz. 3.5 yıl önce TAV’ın projesi için Kahire’ye gittik. Mısır’ın şimdi en prestijli lojistik şirketi olarak gösteriliyoruz.

Hâlâ karayolu filonuz da var...

Karayolu filomuz 37 TIR’dan oluşuyor. Aktif olarak çalışıyoruz.

Kaç havaalanı yaptınız?

Son 5 yılda 10 havaalanı projesi yaptık. 2 tanesi bitmek üzere, diğerleri bitti. Bir yanımız da iş geliştirmeye devam ediyor. Yeni ürünler de geliştirdik. Çin’den parsiyel kargo taşımaları yapıyoruz. Çin’den Mısır, Türkiye, Almanya arasında deniz yoluyla parsiyel kargo taşıyoruz.

Neden bu işe de başladınız?

Parsiyel yük küçük küçük yüklerin birleşimi. Mısır için çok iddialıyız. 4-5 günde malı teslim ediyoruz. Gümrüklerde çabuk işlerimizi hallediyoruz.

İlk projesi, Haliç’i temizleyen gemi oldu

İlk projeniz neydi?

İlk projem Haliç’i temizleyen aracın demonte olarak getirilmesiydi. Nehir gemileriyle taşındı. Farklı kanallardan gelip Türkiye’de gemi haline getirildi. 23 yaşında o projeyi yaptım. O dönemde yaşımı gizliyordum. Beni büyük gösteren kıyafetler giyiyordum. Sektörü sevdim. Erkek egemen bir sektördü ama yavaş yavaş değişti. Hâlâ erkek egemen ama kadın sayısı arttı.

En zor gümrük Kuzey Afrika

Kaç kişi çalışıyor şirketinizde?

Transtaş’ta 200 civarında kişiyle 4 kıtada iş yapıyoruz.

Çin faktörü işlerinizi nasıl etkiledi?

Birçok Avrupa markası Çin’de üretiliyor, onları taşıyoruz yoğun biçimde. Müşterilerimiz Avrupalı ama üretim yerleri Çin.

Türkiye’den Çin’e mal götürüyor musunuz?

Türkiye’den Uzakdoğu’ya mermer gidiyor.

Dünyanın en zor gümrüğü neresi?

Dünyanın en zor gümrüğü Kuzey Afrika gümrükleri. Her şeyleri eski. Ticaret yaygınlaşmadığı için çok zorluk var. Bazı malzemeler ilk kez ülkeye girdiği için bir tanımı yok.

GEORGETOWN’A KABUL EDİLEN İKİ TÜRK’TEN BİRİ ONUN KIZI

Berna Akyıldız, Türk-Katar İşadamları Derneği’nin tek kadın üyesi. Gazi Üniversitesi İşletme mezunu. İlk lojistik projesini yaptığında 23 yaşındaydı. Akyıldız’ın 19 yaşında kızı var. Akyıldız, “Georgetown Üniversitesi’ne gidecek bu sene. Oraya bu yıl iki Türk öğrenci kabul edildi. Kızımla hem gurur duydum, hem de çok sevindik. 15 yaşında da oğlum var. Kızım geçenlerde bana, ’Dönüp Transtaj’da çalışmak isterim’ dedi. Çok memnun oldum” diyor.

EN ZOR GÜNÜM: 4 gün uyumadım

Çok zor günüm var. Projeler bitene kadar soluk almadığımız olur. Bazı işler yerine ulaşana kadar telefon başından ayrılamadığım da olur. Zorluk dereceleri birbirine yakın olan çok proje oldu. Beni en çok heyecanlandıranlardan biri Mardin’deki trafodur. Çok zor bir yerleştirmeydi. 4 gün gözüme uyku girmedi.







 
'İran, kadınlara sizden daha hoşgörülü'
  Funda Özkan   funda.ozkan@aksam.com.tr 26 Aralık 2011 Pazartesi  
Kadınlar 'zorunlu örtünüyorsa' o ülkede, hoşgörüden söz edilemez. Bita Bayat diyor ki, 'Kadınlara sadece başörtüsünden bakmayın. İran kadınlara karşı değil, çok daha hoş görülü. Kadınlar çok daha fazla iş hayatında, parlamentoda, hükümette.'
İranlı iş kadını Bita Bayat ile İran rejiminin kadınlara bakış açısına dair 'şerhlerimi' baki tutarak sohbetimizi sürdürdük.
Bita Bayat, İran Ticaret, Sanayi ve Maden Odaları'na bağlı Alborz Ticaret Sanayi ve Maden Odası Yönetim Kurulu üyesi, İran'ın en büyük lojistik şirketlerinden birinin sahibi.
'Nakliye işi, İran'da da erkek işi olarak bilinir. Ben aslında sonradan girdim bu sektöre' diye başladı anlatmaya.
30 yıllık iş hayatının ilk beş yılında tekstilciymiş. İşler kötü gitmiş, kapatmak zorunda kalmış.
'Aile şirketi miydi?' diye sordum.
20'li yaşlarında kendisi kurmuş, fabrikayı.
'O aralar, nakliye şirketi olan bir tanıdık, 'gel bir hafta bana yardım et' dedi, sonra 'bu işi yapıp yapmayacağını anlaman için 6 ay havayı teneffüs etmen gerekir' dedi. Giriş o giriş, bu yıl 25'inci yılım.'
Şunu da söylüyor:
'O tanıdık geldi, babamdan istedi beni. Kızın çok başarılı bir iş kadını. Göreceksin, 10 yıl, 20 yıl sonra İran'ın en büyük şirketinin sahibi olacak demişti.'
Hiç evlenmemiş, Bita Bayat. 'Benim 60 çocuğum var' diyor.
TIR şoförlerini kastediyor.
Bita Bayat, Türk-İran İş Konseyi'nin organizasyonuyla İstanbul'daydı. Dikkat ettim, İran Başkonsolosluk yetkilileri, iş yapması, doğru adreslere ulaşması, ikili ilişkiler kurması için iş kadınına, pozitif ayrımcılık yapıyordu.
Türkiye'de de nakliye-lojistik sektörlerinde patron-yönetici konumunda çok az kadın vardır. İranlı yetkililer ortak iş yapsınlar diye Transtaş Lojistik'in sahibi Berna Akyıldız ile buluşturdu, Bita Bayat'ı.
8.00-17.00 çalışan kalmadı artık
Ahmet Pura bir sohbetimizde söylüyordu: 'Bu insanlar ne zaman uyuyor, anlamıyorum. Bir bakıyorsunuz akşam 9.00'da yöneticisi filanca konuda rapor istiyor. Gecenin 2.00'sinde rapor hazırlanmış, mail gönderiliyor. Sonra da o insanlar sabah 8.00'de, 9.00'da iş başında.'
Elektronik postalar (e-mail) hayatımıza girdiğinde çalışanlar için mesai kavramının bitişi başladı. Gelişmiş telefonlar sayesinde 'Laptop'um kapalıydı, görmedim' bahanesi de kalmadı artık insanların.
Eskiden biz gazeteciler, hekimler övünürdük, 'Bizde mesai yok. 24 saat çalışırız' diye. Artık her yerde insanların elinde cep telefonu 'çalışmaya' devam ediyor.
Volkswagen şirketi, çalışanlarına mesai saatleri dışında işle ilgili elektronik posta yollanmasına son vermiş. Karar, çalışanların mesai saatleriyle boş zaman arasındaki ayrımın kaybolmasına dair şikayetlerinin artması sebebiyle alınmış.
Türk şirketleri de bir gün benzer karar alacaktır ama o gün ne zaman gelir, meçhul. Sonuçta Volkswagen'e kararı aldırtan sendikaymış.
Vurgulamadan geçemeyeceğim, Ahmet Pura, Colgate Palmolive yönetim kurulu üyesi. Türkiye Reklamverenler Derneği, TOBB Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Sektör Meclisi, Türkiye Sabun ve Deterjan Sanayicileri Derneği, Türkiye Kozmetik ve Tuvalet Müstahzarları Üreticileri Derneği, Ağır ve Diş Sağlığı Derneği gibi birçok örgütün de ya başkanı, ya yöneticisi. Bu kadar şapkası olan bir insan bile yoğun insanlara acıyorsa, 'insanlar ne zaman dinleniyor' diyorsa varın siz düşünün.
Akşam

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1139993 ziyaretçi (2483351 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc