Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Emin HİTAY. ÖMÜR BOYU GİRİŞİMCİ
 

  

 Aynı sistem içerisinde,
rutin bir yapı ile devam eden iş modellerini yönetmek yerine,

yeni işlerin,
yeni girişimlerin içinde olmayı seviyorum.

Dolayısıyla ben, ömür boyu girişimci olacağım…

Emin Hitay


    

  Emin Hitay   

  @EminHitay




 Emin Hitay        @EminHitay




                  

“İşte o an her şey yeniden başladı.”





Yenilikçi düşünce yapısına sahipseniz,


hangi yaşta ve koşulda olursanız olun,


“Neden olmasın?” diyerek her şeye


yeniden başlarsınız. 


Tüm hücrelerinizde, yüreğinizde hisseder,


uyurken bile bunu planlarsınız.

 


Elbette zaman zaman kaybetmeyi,


hatalarla birlikte yaşamayı, onlarla


büyümeyi de öğrenmelisiniz!



Bu nedenle, hayatımda yenilikçiliğin,


aldığım yenilikçi kararların önemini


anlatan en güzel cümlelerden biri budur:

     


                



“İşte o an her şey yeniden başladı.”

1958 yılında İstanbul’da doğdum. Kabataş Erkek Lisesi’nin ardından, Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Bölümü’nde eğitim aldım. Eğitimim devam ederken, aynı zamanda üniversite’nin Elektronik Hesap Bilimleri Enstitüsü’nde, devlet memuru olarak çalışmaya başladım ve 3 yıl boyunca sistem operatörü olarak görev yaptım.

Üniversitenin ardından, İstanbul’a dönüp, Silkar Holding’e bağlı Sebim Elektronik Bilgi İşlem Merkezi’nde bir yıl bilgisayar programcısı olarak görev yaptım. 1980′de girişimci olmaya karar verdim ve ilk şirketimi tekstil sektöründe kurdum. Bu iş sekiz yıl sürdü. 1988′de ise eski ortağım ile birlikte Exim A.Ş.’yi kurduk.

Exim’de, Otomatik Tanıma ve Veri Toplama (OT/VT) alanında, Türkiye’de Barkod, RF/DC teknolojileriyle  çok sayıda çözüm ve uygulamayı ilk kez hayata geçirdik, yeni bir pazar yarattık. 1998’de tüm şirketleri Teknoloji Holding çatısı altında birleştirerek, ödeme sistemleri sektöründe entegre çözüm sunan bir grup haline geldik.

2002 yılında, ortaklığımızla kurulan İnteltek A.Ş. veya bilinen adıyla İddaa ve de Bilyoner’in grubumuza katılmasıyla 2005 yılına gelindiğinde, Teknoloji Holding A.Ş. bünyesinde 11 şirket ve iştiraklerimiz olan İnteltek ile Bilyoner bulunuyordu. 2006′da, İddaa’daki hisselerimizi Intralot’a satarak çok önemli bir başarıya imza attık. Hali hazırda İddaa yaklaşık 3.5 milyar dolarlık bir oyun cirosuna sahiptir.

2006 yılında eski ortağımla iş birlikteliğimizi noktalamaya ve farklı kulvarlarda yolumuza devam etmeye karar verdik. Sekiz ay süren müzakereler sonucu yaptığımız anlaşma uyarınca 7 şirket kendisine devredilirken, Teknoloji Holding’in de aralarında olduğu 4 şirket bende kaldı.

2007′de, Planet A.Ş.’nin, Türkiye’de distribütörlüğünü yaptığımız, elektronik ödeme sistemlerinde dünya lideri olan, Fransa merkezli Ingenico’ya satışını gerçekleştirerek, sektörde önemli bir başarıya daha imza attık. Yine 2007 yılında Türkiye’nin ilk bağlılık temelli izinli pazarlama platformu olan Napolyon’u kurarak, Türkiye’yi yeniliklerle tanıştırmaya devam ettik.

2008 yılında Endonezya Cumhuriyeti’nin İstanbul Fahri Konsolosu olarak atandım (2013’te Endonezya’nın İstanbul Konsolosluğu’nun açılmasından sonra, görevimi Antalya Fahri Konsolosu olarak sürdürmekteyim). Aynı dönemde, girişimcilikteki alanımızı büyüterek, yeni sektörlere giriş yapmaya başladık. Bu yeni iş modelinde, teknoloji sektörü, ana iş kolumuz olmaktan çıktı, girişim yaptığımız sektörlerden biri haline geldi. Bu noktadan hareketle 2009’da, finans sektöründeki ilk girişimimiz olan Arena Faktoring’i kurduk ve bu nedenle tüm kuruluşlarımızı Hitay Yatırım Holding şemsiyesi altında topladık.

2010 yılı Ekim ayında Türkiye’nin ilk online pazar araştırma şirketi olan DORinsight’ı kurduk.

2011′de perakende ve bankacılık sektörlerine yönelik ürün ve çözümler sunan 2nokta A.Ş.’yi hayata geçirdik.

Hitay Yatırım Holding, mevcut şirketlerinin yanı sıra, Türkiye’nin ilk elektronik şans oyunları platformu olan Bilyoner A.Ş.’deki yüzde 50′lik ortaklığı ile sektördeki faaliyetlerine devam ediyor.

TÜSİAD, TÜBİSAD üyeliklerimin yanı sıra, halen DEİK Türk – Endonezya İş Konseyi Başkanlığını yürütüyorum. Aynı zamanda merkezi ABD’de bulunan, etkin girişimcileri desteklemeyi hedefleyen Endeavor Türkiye’nin kurucu yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldım ve ilk 5 yılında yönetim kurulu üyeliği yaptım.

1980 yılından beri süre gelen girişimcilik serüvenimde, Türkiye’de çok sayıda yenilikçi proje ve iş fikrinin oluşturulmasını, hayata geçirilmesini ve şirketleşmesini sağlamış olmaktan dolayı mutluyum. Bana göre girişimcilik bir yaşam biçimi…  Aynı sistem içerisinde, rutin bir yapı ile devam eden iş modellerini yönetmek yerine, yeni işlerin, yeni girişimlerin içinde olmayı seviyorum. Dolayısıyla ben, ömür boyu girişimci olacağım…

Emin Hitay





Endonezya İstanbul Fahri Konsolosu ve


DEİK Türkiye-Endonezya İş Konseyi Başkanı


Emin Hitay


: "Endonezya’yı



şimdiden geleceğin büyük ülkeleri arasında


görebiliriz."


Türkiye Endonezya ticari ilişkileri, yapılan karşılıklı ziyaretler sonucu farklı bir noktaya geldi. Önümüzdeki dönemde ise kaldırılan vize uygulaması ile birlikte daha yüksek ticari hacme ulaşması bekleniyor. Konu ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz Endonezya İstanbul Fahri Konsolosu, DEİK Türkiye-Endonezya İş Konseyi Başkanı ve Hitay Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emin Hitay, sorularımızı yanıtladı.

 

Endonezya ile ilişkilerimizin geliştiği bir dönem yaşanıyor. Bu noktada Endonezya ile ilgili neler aktarmak istersiniz?

 

240 milyon nüfusu olan, geçen yıldan itibaren kişi başı gelirin 3.500 dolar olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Fakat bu ülkenin en büyük özelliği zengin doğal kaynakları. Baktığınız zaman, petrol, doğalgaz, aklınıza gelebilecek birçok madene ve tropikal bir iklime sahip olması nedeniyle orman ürünleri açısından çok zengin bir ülke. Dolayısıyla doğal kaynaklarının zenginliği ülkenin zenginliğine de çok büyük bir etkide bulunuyor.Pricewaterhouse Coopers2050 raporuna göre, satın alma kalitesi bakımından, Endonezya 2050 yılında dünyanın 8. ülke ekonomisi oluyor. Raporda 1. büyük ekonomi Çin, 2. Hindistan, 3.ABD olarak gösteriliyor ve Endonezya’yı da 8. konuma getirmişler. Dolayısıyla ilk 10 arasına giren ekonomilerden birisi.

 

Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde yaşlanan bir nüfustan da bahsedebiliriz

 

Doğru, ama bu bütün dünyada olacak. Kaçınılmaz bir şey. 2050 yılında Endonezya yaşlanan bir ülke olduğu zaman Avrupa, ABD ve diğer gelişmiş ülkelerde yaş ortalaması çok daha yüksek olacaktır. Endonezya’nın Türkiye gibi çok genç bir nüfusu var. Sanıyorum ortalama yaş 28 civarında, Türkiye’de de 29.3’tür. Çok genç ve dinamik bir nüfusa sahip. Doğal kaynaklar çok zengin. Haliyle bu da ülkenin ekonomik olarak hızlı bir şekilde gelişmesine neden oluyor. Yıllık büyüme oranı her sene % 6,5 - 7 civarında. Zengin doğal kaynaklarının ekonomiye kazandırılması ile beraber büyümenin sürekli olacağı öngörülüyor. Dolayısıyla Endonezya’yı bugünden geleceğin büyük ülkeleri arasında görebiliriz.

Endonezya jeopolitik olarak da önemli bir yerde bulunuyor. Bu avantajını da kullanacaktır.

 

Malakka Boğazı orada bulunuyor ve jeopolitik öneme sahip. Bildiğiniz gibi ticaret ve üretim aktif pasifine doğru, doğuya doğru kaydı. Üretim, ticaret, hızlı gelişme orada, dolayısıyla ticaret yolları çok önem kazanmaya başladı. Zaten bu boğazda Endonezya’nın Sumatra adasıyla, Singapur Malezya arasında geçen bir koridor. Dolayısıyla çok önemli bir noktada bulunuyorlar.

 

Önemli bir yerden bahsedildiği zaman doğal olarak problemler de beraberinde geliyor. Konuya bu açıdan bakarsak Endonezya’nın sıkıntılarından bahsedebilir miyiz?

 

Orada da çok ufak tefek problemler söz konusu. Dünyada sıfır problemli hiçbir yer yok. Bugün Amerika’da bile Wall Street’te yürüyüşler başladı. Her yerde bir takım hareketlenmeler ve sıkıntılar var ama göreceli olarak baktığımızda Endonezya sorunu daha az olan ülkeler arasına giriyor. Genel anlamda pek fazla bir sıkıntısı yok. Onun en önemli sıkıntısı altyapısı, eğitim, iş gibi imkânlarını yaratması konusunda daha fazla ilerlemesi gerekiyor.

 

Ekonomik olarak işbirliğimiz çoğunlukla savunma sanayi alanında olduğu gözlemleniyor. Yanılıyor muyuz?

 

Ak Parti hükümeti döneminde bizim Endonezya ile olan ilişkilerimiz canlanmaya başladı. 2010 yılında bizim ticaret hacmimiz 1,7 milyar Dolar civarındaydı. Bir önceki sene 1,250 milyar Dolar civarındaydı. 2000 yılında ise ticaret hacmimiz sadece 262 milyon Dolardı.

 

Bu rakamın az olduğunu ifade edebilir miyiz?

 

Türkiye ve Endonezya gibi büyüme potansiyeli yüksek olan 2 ülke ile karşılaştırdığımızda çok az. Karşılıklı görüşmeler sonucunda bunu 2014–2015 gibi 5 milyar Dolar’a çıkartılması bekleniyor ki aslında bu bile az. Aslında şu da var, Endonezya ile olan ticaretimizde doğrudan ticaret hacmimizdir, ancak endirekt olarak ticaret hacmimiz çok daha yüksek. Bir takım vergi avantajları nedeniyle oradan buraya, buradan oraya giden malların büyük bir kısmı aslında Singapur ve Malezya üzerinden gönderiliyor. Dolayısıyla hem onların buraya gönderdiği, hem de bizim oraya gönderdiğimiz mallarda görünen Singapur ve Malezya olduğundan aslında 1,7 milyar dolay değil. Şu anda ben 2,5 milyar Dolar civarında bir ticaret hacminin olduğunu tahmin ediyorum. Tabii ki bu ilişkilerin gelişmesiyle, mesela bizim Başbakanımız bir ziyarette bulundu. Ardından Endonezya Cumhurbaşkanı Sayın Susilo Bambang Yudhoyono geçen Haziran ayının sonunda hem Ankara’yı hem de İstanbul’u ziyaret etti. Ankara’da Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız ile görüştüler. İstanbul’a geldiler. Cumhurbaşkanımız, Endonezya Cumhurbaşkanı onuruna Dolmabahçe Sarayı’nda bir davet verdi. İlişkilerin geliştirilmesi anlamında bir takım karşılıklı görüşmeler yapıldı. Ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, bu sene Nisan ayında Endonezya’ya bir ziyarette bulundu. Çok güzel, olumlu bir ziyaretti, yine çok olumlu görüşmeler yapıldı. Ticaretin 5 milyar Dolar’a çıkarılması yolunda bir takım anlaşmalar, sözleşmeler yapıldı. Öyle gözüküyor ki, bizim Endonezya ile olan ilişkimiz giderek artacak.

 

İlişkiler geliştirilirken hangi alanlar göze çarpıyor?

 

Yatırım açısından hem Endonezya hem de Türkiye çok cazip iki ülke. Türkiye’nin enteresan bir pozisyonu var, özellikle Avrupa’ya çok yakınız. Örneğin burada bir tekstil ürünü üretildiği zaman, biz küçük miktarlarda üretip hızlı bir şekilde gönderebiliyoruz ve Avrupa’ya yakınız. Dolayısıyla çok kaliteli tekstil ürünleri üretebiliyoruz. Onun dışında en son otomotivde muazzam adımlar atıldı 10 senede. Türkiye resmen Avrupa’nın bir otomotiv üretim üssü haline gelmeye başladı. Çok ciddi gelişmeler var. Endonezya ile ilişkilerimizde şu anda oradan bize daha çok orman ürünleri, palmiye yağı gibi doğal ürünler gönderiliyor. Çok genç ve hızla gelişen bir ülkeden bahsediyoruz. Bizim Türkiye’deki beyaz ve kahverengi eşya ürünlerini üreten üreticilerimiz çok başarılılar. Bugün baktığımız zaman Arçelik, Beko, Vestel hepsi çok başarılı şirketler. Bu şirketlerin orada yatırım yapmalarını ben o şirketlerin geleceği açısından çok olumlu olacağını düşünüyorum.

 

Ayrıca bizim otomotiv yan sanayimiz de çok gelişti. O konuda bir takım yatırımlar ya da işbirlikleri olabilir. Aynı şekilde makine sanayimiz son 15–20 senede gerçekten çok gelişti. O konuda da işbirliklerimiz, yatırımlarımız ya da ihracatlarımız olabilir.

 

Endonezya’da da altyapı anlamında ciddi eksiklikler var. Karayolu ve limanlar ile ilgili ciddi bir açık var ve bu konuda yatırım yapılacak. Bu yatırımda Türk inşaat firmalarının da yer alacağını düşünüyorum.

 

Finans sektörümüz uluslararası arenada parmakla gösteriliyor. Bu alandaki tecrübelerimiz Endonezya’da yer almamızı sağlayabilir mi?

 

Kesinlikle olabilir. Bir yatırım maddesi de bu zaten. Ben Ziraat ve Halk Bankası’ndan böyle bir girişimde bulunmalarını beklerim. Çünkü uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet denen karşılıklılık ilkesi vardır. Dolayısıyla size bir hak verildiği zaman onlar da isteyebiliyorlar. Onların devlet bankasıyla bizim bir devlet bankamız karşılıklı şube açabilirler. Bu aynı zamanda bizim aramızdaki ticaret hacmini de artırmaya tetikleyici bir etken olur diye düşünüyorum. Onun arkasından özel ve katılım bankaları için de bankacılık konusunda ciddi fırsatlar doğacaktır.

 

Müslüman bir ülke olması ilişkilerimiz açısından pozitif bir etki yaratır mı?

 

İki tarafın da Müslüman bir ülke olması bu sıcaklığı artırdı. Ayrıca her 2 ülke de D8 dediğimiz sadece Müslüman ülkelerin üye oldukları bir örgütte birlikte toplantılar ve görüşmeler yapıyorlar. Dolayısıyla burada ilişkiler oldukça artırılıyor. Örneğin geçtiğimiz hafta İstanbul’da D8 ülkelerinin sanayi bakanlarının toplantısı vardı. Endonezya Sanayi Bakanı Sayın Mohamad Hidayat da buradaydı. Bütün D8 ülkelerinin sanayi bakanları burada bulunuyordu. Onlar 2 günlük bir toplantı yaptılar, bu arada biz de oradan sanayi bakanıyla birlikte gelmiş Endonezyalı büyük şirketlerin üst düzey yöneticileri, CEO’ları ve sanayi bakanıyla, Türkiye’den de DEİK, TUSİAD, MUSİAD, TUMSİAD gibi kuruluşların üyelerini davet ettik. Yaklaşık 150 kişinin katıldığı bir toplantı yaptık. Arkasından da ikili görüşmeler yaptık. Bu ikili görüşmeler düşündüğümüzden daha uzun sürdü. Yaklaşık 3 saat kadar sürdü. Bu ilişkileri artırmak, iş hacmini büyütmek anlamında elimizden geleni yapıyoruz.

 

Biraz da Hitay Yatırım Holding’in yaptığı çalışmalardan bahsedebilir miyiz?

 

Hitay Yatırım Holding, bir yatırım şirketi... IT sektöründe şirketlerimiz var bunlar; Teknoser ve Exim. Onun dışında internet ile ilgili yatırımlarımız bulunuyor; Napolyon.com ve Dorinsight.com gibi… 2009 yılında faaliyete geçen bir faktoring şirketimiz var ve son olarak da Sotheby's International Realty’nin 25 yıllığına Türkiye haklarını aldık. Türkiye’de gayrimenkul hizmetleri veriyoruz ve şu anda elimizde yaklaşık 500 milyon dolarlık ciddi bir portföyümüz var. Bu bize exculusive olarak verildi. Alıcıları ve satıcıları burada buluşturuyoruz. Dediğim gibi faktoringi 2009 yılında kurduk, öncelikle 5 milyon TL sermaye ile kurmuştuk, 1 ay sonrasında ise 10 milyon TL’ye çıkarttık. Şu anda Antalya ve Ankara’da şubeleri olan 35 kişilik kadrosu olan karlı bir firma haline geldi. Napolyon.com 1 milyon 200 bin üyesiyle izinli pazarlamada şu anda Türkiye’deki ilk ve tek firma. Dorinsight online araştırmada en önemli ve ilk büyük firma. Hala bu konumunu sürdürüyor. Bugün Teknoser ve Exim 624 kişinin çalıştığı büyük bir şirket. IT sektöründe bulunan 2 firmamızda 624 kişi çalışıyor. Teknoser şu anda 65 ilde şubesi olan ciddi büyük bir firma haline geldi. Çok büyüdü, rakamlar büyüdü, karlılığımız da arttı. Biz 2 sene önce Teknoser’i dönüştürme anlamında bir takım çalışmalara başladık. Sadece servis veren bakım onarım firmasından çıkarıp, aynı zamanda sistem entegretörü haline getirme yolunda bir takım adımlar attık.











 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1164489 ziyaretçi (2544033 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc