Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Kaybetmenin Getirisi
 


Üniversitede okuyabilmem için çalışıp para kazanma zorunluğum vardı. İş aradığım günlerde bir tanıdığımız halıyı İstanbul’da satmamı önerdi.  18 yaşındaydım, hiç tanımadığım büyük bir kentte kamyonla sokak sokak dolaşıp halı satma işinin sorumluluğunu üstlenmiştim. Hem kenti, hem pazarlamayı hem de halı işini öğrenebilmek için günde 5–6 saat uyuyarak çılgın gibi çalışıyordum. Bir süre sonra para kazandığımı ve başarılı olduğumu hissetmeye başlamıştım.
Artık kendimi dev kadar güçlü,
çevremdekileri ise pire gibi görüyordum.
İstanbul’da benden daha büyük pazarlamacı ve benden daha başarılı genç işadamı yok zannediyordum.

Çevremdekiler de beni öyle olduğuma inandırıyor,

alkışlıyorlardı.
Rakiplerimi kıskanıyor, hep ben önde olmak istiyordum.

Çok zor ve önemli özveriler sonucu kazandığım parayı

harcayamıyor
gün geçtikçe hasisleşiyordum.

Bazı tahsilat sorunları ile karşılaştığım için artık hiç kimseye güvenemiyordum.
Müthiş komplekslerim oluşmuştu.
Doğal olamıyor;
bazı büyük işadamlarının davranışlarını,
jest ve mimiklerini taklit etmeye çalışıyordum
.
Şimdi daha iyi anlıyorum ki; yaşamımda elde edilen ilk başarı
  megaloman yapıyor,

ayaklarımı neredeyse yerden kesiyordu.
Yoğun iş yaşamı içinde çok yoğun bir şekilde çalışıyordum

ama dönüp kendimde neler olduğunu göremiyordum. Halbuki başarı bende bazı zayıf yanlar oluşturuyordu ve ben farkında olmadan bunların pençesine düşüyordum. Farkında olmadıkça onlar daha çok güçleniyor, bana sahipleniyor, silinip atılamaz, kazınamaz kusurlar olarak bünyeme yerleşiyorlardı.
“Küçük dağları ben yarattım” örneği kasıla kasıla gezen gülünç işadamları vardır
. Öyle tahmin ederim ki onlar da bu huylarını hep böyle hazmedilmeden kazanılan başarılar sonrasında edinmişlerdir.
Kendime göre önemli birikimlerim ve küçük yatırımlarım olmuştu.

Artık yıllardan beri ertelediğim askerlik görevime başlayabilirim diye düşündüm. Amasya’da yapılan iki yıllık askerlik bittiğinde işimi çok hırpalanmış ve büyük zararlara uğramış bir biçimde buldum.
Marka zedelenmiş, müşteri gözündeki prestiji kaybolmuştu.

Çok çaba sarf ettim fakat işi kurtaramadım.

Fabrika kurmak için sakladığım iki arsayı satarak işi tasfiye ettim.
Kimseye borcum kalmamıştı ama bana kalan bir şey de yoktu

. 32 yaşında ve sıfıra inmiş bir işadamıydım.
Yokluk içinde kendime yeni bir ekmek kapısı açmaya çalışıyordum.

Tüm kasıntılıklarım bitmiş,
omuzlarım çökmüş,
başarı zannettiğim şeyler
gözümden silinmişti.

Yalnızca yaptığım hatalar gözlerimin önüne geliyor,
kendimi beceriksiz ve suçlu hissediyordum.

Yeniden ekmeğimi kazanacak duruma gelmem beş yılımı aldı.
Bunlar çok acılar içinde geçen yıllar oldu.

Gecelerimin birçoğunu uyuyamadan geçirdim.

Kan ter içinde sabahlara kadar yatakta kıvrandım.
Bu arada sorumluluğunu üstlendiğim bir işte hata yaptığım hissine kapılmıştım,
saçlarımın yarıdan fazlası o bir hafta içinde ağardı
. Sonra işi düzelttim ama otuzlu yaşlarda aklaşan saçlar bir anı olarak kaldı.

---Şimdi düşünüyorum
kazandıklarımın tümünü kaybetmek

***belki de yaşamımın en yararlı deneyimi,

Allah’ın bana en büyük lütfu olmuştu. ***

Eğer o kayıpları yaşamamış olsaydım

benim megalomanim ile

--ben dahil hiç kimse başa çıkamazdı.

Edindiğim kasıntı tavırlar
her gün biraz daha artar üzerime yapışıp kalırdı.

Kıskançlığım,
hasisliğim,
güvensizliğim
daha gelişir, daha büyürdü.
Belki de komplekslerine esir olarak gülünç durumlara düşen birçok işadamından biri de ben olurdum.
İş yaşamında bir kural vardır

***. “İflas etmeyen kişi iyi bir işadamı olamaz” ***derler.

---Yaşam boyu çektiğimiz acılar, yaptığımız hatalar ve kötü giden işlerden öğrendiklerimizi

-----*iyi giden işler asla bize öğretemezler.*---

Yaşadığımız her acı,

uğradığımız her yenilgi
gelişmemiz için bir fırsattır.

Bir inanca  göre;

*Allah acıları sevdiği kullarına verirmiş.*

Sahip olduğum maddi şeylerin tümünü kaybetmek,

durup kendime bakmama ve

kendi iç muhasebemi yapmama neden oldu.

Kendimle yüzleştim.

Başarı dönemlerinde oluşan birçok zaafın
benim kendi gerçeklerim olmadığını anladım.

Genç yaşta elde edilen başarı
beni bambaşka bir insan yapmıştı.

O zamanlar takındığım tavırlardan,
yapmaya çalıştığım taklitlerden üzüntü duyuyordum.

İşler iyi giderken kendini başarılı görüp şımarmak,

bozulunca üzülüp karalar bağlamak
güçsüz insanların işidir.


****Güçlü insanlar çalışıp kazanmanın da hata yapınca kaybetmenin de iş yaşamının doğasında bulunduğunu bilirler.****

Başarının sevincini ve ba bir gşarısızlığın üzüntüsünü yaşayıp kendimizle ilgili içsel çalışmaları ve
muhasebeyi yapmayı öğrenmeden

yaşamımızdaki dengeleri oluşturamayız.

Hayatın bir kişisel gelişim okulu olduğunu,

karşılaştığımız her olayın
büyümemiz için fırsatlar yarattığını bilirsek;

başımıza gelenleri anlar, kavrar, büyür ve mutlu oluruz.
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1104775 ziyaretçi (2341529 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc