Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Hamdi BUZCU
 

Hamdi Baba'yı kim batırdı?
 
 
Trakya'nın en büyük yağ fabrikasının sahibi Hamdi Buzcu, nasıl battığını açıkladı
09 Nisan 2008
Mesut Çınar'ın haberi

AYÇİÇEĞİ yağı üretiminde Türkiye'nin en eski firmalarından biri olan Buzcular, üretimini durdurdu. 1953 yılında Edirne Uzunköprü'de kurulan firma, Türkiye'nin yıllık 600 bin ton olan ayçiçeği yağı üretiminin yüzde 10'unu tek başına karşılıyordu. Bir dönem İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından belirlenen Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinden düşmeyen Buzcular, ayçiçeği yağı dışında un, pirinç ve büyükbaş hayvan yemi de üretiyordu.

Buzcular A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi BUZCU ekonomik krizden etkilenen ve üretimini durduran işletmesi hakkında basına ilk defa yazılı açıklama göndererek bugüne kadar yaşadıklarını açık yüreklilikle anlattı.

BUZCU açıklamasında; Çok muhterem ve değerli hemşerilerimiz 66 dönüm arsa üzerine kurulu ve her biri büyük kapasiteli olan entegre tesisimizi 2001 krizinde doların 600.000 TL'den 1.750.000 TL'ye çıkması sonucundaki kriz nedeniyle bir müddet evvel durdurduğumuzu ve kısa zaman içinde tekrar çalıştıracağımızı bilgilerinize arz ederiz.

54 sene den beri devlete her türlü vergiyi verdiğimiz gibi her sene 4.500.000 YTL civarında KDV, 1.500 YTL. civarında işçi sigorta primi verilmiştir. Ve bundan evvelki tarihlerde 15 sene Trakya'da vergi rekortmeni olmuşuzdur. Hatta bir sene daha farklı vergi verdiğimizde vergi müdürü bu Türkiye çapında bir vergidir dedi ve o sene bize Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış davetiyesi geldi.

Bizim 2001 senesine kadar borcumuz yok idi.
Kullanılan kredi faizleri devre faizleri ile beraber % 100 civarında idi. Çalışılacak mal ve birde 2-3 ay sonra parası gelecek emtia için biraz kredi kullanıyorduk. Bunun üzerine 7.500.000 YTL dolar kur farkı gelince 10-12 milyon YTL civarında kredi kullanmak mecburiyetinde kaldık. Bu faizlere rağmen her sene azda olsa biraz açık vermek zorunda kaldık.

Esasen bizi sıkıntıya bankalar soktu. Çünkü günü gelip ödenmemiş bir senedimiz yok idi, protesto olmuş bir senedimiz yoktu, ödenmemiş arkası yazılı çekimiz yok iken; bankalar 9 ay ödediğimiz paraları kredi olarak geriye vermedi. Bunun üzerine size ipotek verelim dedik yine vermediler. Zaten bankaların çoğu yabancı oldu. Birde yabancı firmalar piyasaya girmeye başladı.

Derken tencere yuvarlandı kapağını buldu. Yani bankaları etkileyen yabancı firmalar olabilir. Bizim yağ kapasitemiz günlük 160 tondur. Yağ sektöründe baş taraflardayız. Bizi kenara çekerek istediği fiyatlara mal satmak istemektedirler amaçları budur.

Netice bankalardan BUZCULAR A.Ş.'nin çalışmasını istemeyen yabancı firmalar olabilir. İyi ama Türkiye'de 4 milyon ton yağlı tohum kırma kapasitesine sahip tesisler vardır. 1.600.000 ton yağ üretilir. Türkiye'nin esas ihtiyacı her çeşit yağ olarak 1000.000 ton civarındadır. Türkiye'de çıkan ayçiçeği ise 700-800 bin ton civarındadır. Bunun 350 bin tonunu Trakya Birlik, 80-100 bin ton civarında biz alıyoruz. Geriye yarısı bile kalmıyor. Çok dar bir sektör olduğu için yabancı sermeyenin daha iyi kazanç getirecek sektörlere yönelmesini ucuz işçilik ile düşük maliyet yaparak dışarıya ihracaat ile hem daha fazla kazanmak hem de Türkiye'ye döviz getirmek bakımından daha kazançlı olur kanaatindeyiz. Mesela çimento fabrikaları ham maddesi dağlar taşlar veya buna benzer başka tesisler olabilir.

Bankaların bu tutumu karşısında durmak zorunda kaldık. Bunun üzerine Ankara'ya Maliye Bakanlığı'na gittik. Bakanımız Kemal beye durumu anlattık.
Kemal bey kamu bankalarında yok dedi. Özel bankalar yaparsa yapsın dedi. Bizde zaten 2001'de dolar farkı için bütün bankalar toplanmış ve doları 600.000'den 1.750.000 TL'ye ödeyen firmaların sıkıntısı İstanbul yaklaşımında giderilmiş. Biz bundan faydalanamadık. Neyse bakanımız Kemal Bey bankalara bu firmayı ben tanıyorum bu işi inceleyin dedi. Biz tekrar bankalara gittik. Bankalar mevcut borcumuz için tamam ama ayrıca para vermemiz mümkün değil dediler. Netice Kemal Bey bize yapabileceği işi yaptı.

Şunu itiraf etmek isterim ki, Edirne vatandaşı olarak Kemal Beye aynı zamanda kendi doğum yeri Edirne olarak tam anlamı ile sahip çıkamadık. Tabi ki kendi kanaatimi söylüyorum, bir ata sözü vardır, insana bir kısmet kuşu insanın başına kırk yılda bir konarmış.

Biz Edirne olarak 50 senede bir kısmet kuşu Edirne olarak başımıza kondu fakat her nedense kış kışladık. Ben şahsen üzüldüm. Kemal Bey Uzunköprü Belediyesindeki konuşmalarını dinledim. Edirne olarak ihtiyacımız olan yapılacak işlerin projelerini hazırlayıp getirin dedi. Hatta toplantıda muhalefet milletvekilleri de vardı. Biz ne yaptık? Belediyelerden hiç verilmediği gibi sadece bir vekille seçim geçirdi. Tabiki oda başbakana mahçup oldu. aramızda belki birileri bir şeyler yapılmaz diyebilir, ama gittiği başka yere yapıyor. Kendi bölgesine neden yapmasın? Peki başka bakanların seçilmediği yerler hepsi prıl pırıl oluyor. Onlar da bir vekil mi kazandırmış. Çok özür dilerim ama Edirne olarak Kemal Beye sergilenen tutum anlamsız oldu. düşünmeliyiz.

Biliyorsunuz Trakya'da ilk çeltik fabrikasını 56 sene evvel biz kurduk. Çeltik randımanları İstanbul'da müstahsile 48-50 olarak bildiriliyordu. Oysa randımanların 68-70 olduğunu müstahsile biz açıkladık. Trakya'ya ayrıca ilk rafine fabrikasını da biz kurduk. Trakya Birlik yok iken biz vardır. Aynı zamanda Uzunköprü'ye pnömatik havayı sistem un fabrikasını da 1964 yılında yine biz kurduk.

Netice itibariyle Trakya genelinde çeltik ayçiçeği ve buğday müstahsiline uzun seneler piyasada vicdani kanaatimiz ile nasıl değerlendirdiğimizi biliyorsunuz. Bu zihniyetimiz üreticimizin menfaatine olduğu 50 yıldır herkesçe bilinmektedir. Ayrıca Türkiye'nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu arasında 4 yıl yer aldığımızı da hatırlarsınız.

Bizim aynı zamanda Uzunköprü'ye Sosyal hizmetlerimiz de olmuştur. 38 sene evvel Uzunköprü Devlet Hastanesi, 44 sene evvel Aşçıoğlu Mahallesinde 630 metre uzunluğunda 4 metre genişliğinde taş yolu yapılmıştır. .bu yola sarf olunan para bir okul yapımı için gerekli olan para kadardır. Ayrıca 24 sene evvel Atatürk Mahallesine Saffet Buzcu ilköğretim Okulu yapılmıştır.

Yine Uzunköprüspor ikinci lige yükselmesi için mühim miktarda bir para kulübe verilmiştir. Şimdiki düşüncem olsa; bu spora verilen para ile en az üç okul yapardık. 15 seneyi aşkın bir süredir gelenek haline gelen 78-196 arasında değişen sayıda fakir çocuklarını sünnet şöleni yine tarafımızdan yapılmıştır.
Kesinlikle söylemek isterim ki ben para düşkünü bir insan değilim fakat etrafıma faydalı olma tutkunuyum. Ben bir insanın zenginliği kasasında değil kalbinde olmalıdır. Yaptırdığımız bu Sosyal tesislerin her biri için ayrı ayrı manevi bir zevk ve huzur hissetmekteyim.

Bu benim hayatta yaşam sevincimdir. İnsan olduğumu hatırlıyorum. Yapılan bu sosyal tesislerin açılışında belki de hayatımın en müstesna anlarını yaşadığımdan eminim. Bu sosyal tesislerin yapımı için harcadığımız paraları oralara yatırmayıp, bir bankada çalıştırsaydık 35 ve 45 sene gibi uzun zaman zarfında bankalarda çok büyük paramız olabilirdi. Fakat halka hizmet en büyük fedakarlıktır. Yanlış anlaşılmasın sıkıntıda olduğum halde kesinlikle pişman değilim. Bugün anamdan tekrar doğsam yine aynı yapıları yaparım. Bu benim doğal karakterimdir.

Değerli hemşehrilerim yaptırdığımız devlet hastanesi 36 seneden beri Uzunköprü'ye hizmet vermektedir. 10 seneden beri de Devlet eli ile yeni ve güzel ilaveler yapılmıştır. Bundan böyle de Uzunköprü ve havalisi halkına daha fazla çeşitli dallarda hizmet vermesi herkesin istediğidir.

Çalışmalarından dolayı başhekim sayın Orhan ŞİMŞİR'i de tebrik ediyorum. Dünya da en büyük sağlık varlıktır. Bu da hastanelerden geçmektedir. Değerli hemşehrilerim Uzunköprü'de bir banka buradaki hemşehrimizden 73 trilyon götürdü. Edirne ve Türkiye genelinde ne kadar götürdüğünü Allah bilir. Biz 60 seneden beri ticari ilişkide olduğumuz hemşehrilerimize hep kazandırdık.

Zarar ettirmek ise bizim ticari ahlakımıza ters düşer. Borcumuza hassas davranmamızın sebebi budur. Biz bu banka gibi geriye verilmeyecek paraları toplasaydık bu çevrede bankadan fazla para toplayabilirdik. Bunu herkes bilir. Ama bu bizim 60 senelik kariyerimize ters düşerdi. Biz daima kazandırmaya çalıştık. Yok etmeye değil. Ben 600 liraya ödeyeceğim doları 1750 lira ödeyeceğimi nereden bileyim. Bunu o günkü hükümet bile bilemedi. Netice bizim fabrikalarımız olsun olmasın fark etmez. Yeter ki borcumuz olmasın.

Yukarıda belirttiğimiz gibi sosyal yapılara verdiğimiz paraları, bankalarda 35-45 sene gibi uzun bir zaman çalıştırsaydık, şuanda 200 milyonu geçerdi. Bir bankacı hesap yapabilir. Toplanan paralar bahsettiğimiz bankanın burada topladığı paraların kaç misli ederdi. Biz böyle para almadık; verdik. Mühim olan budur, şanssızlık... görülmez kaza, görülmez bela... hayat her türlü renge girebilmektedir. Netice Allah hepimizi şansızlıktan korusun. Bildirimize burada son verirken, hepinize sonsuz selam ve saygılar sunarım.

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1139982 ziyaretçi (2483244 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc