Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Girişimcinin Yanlış Yolu
 


Yol
 
  • Liseden bir arkadaşımız vardı. Okuyabilecek olanakları olduğu halde bizlerle birlikte üniversiteye gelmemiş, baba mesleği olan lokantacılığa devam kararı almıştı. Nedenini sorduğumuzda “Benim okumakla kaybedecek zamanım yok. Baba işini büyüteceğim, yeni lokantalar açacağım ve 30 yaşına varmadan zengin olacağım” diyordu. Babasının şöhreti büyük, fakat lokantası küçüktü. Çevredeki önemli işadamlarının tümü ona gelir ve yemeklerinin lezzetinden takdirle söz ederlerdi. Dükkânda bulunan yirmiye yakın masa yemek saatlerinde hep dolu olurdu. Bizim arkadaşımız ise, işe babasını eleştirmekle başladı. “Babam sıfırdan başlayıp çırak, kalfa, usta sonra da dükkân sahibi olmuş ama ticareti pek öğrenememiş. Malzemeleri yüksek fiyatla alıyor, az kâr ediyor. Cesaret edip dükkânı büyütemiyor” diyordu. İşe başladıktan 6 ay sonra kendi lokantalarının karşısında yeni yapılan bir işhanının zemin katını kiraladı. Ailenin tüm birikimlerini harcayarak dekore etti. Hatta bir miktar da piyasaya borçlandı. 50-60 masalık şık bir lokanta açtı. Açılışının ilk gününden itibaren yeni lokanta büyük ilgi görmüştü. Lokantayla ilgili alım, satım, yönetim, her şey arkadaşımızda idi. O günlerde işlerin nasıl olduğunu sorduğumda “İşler iyi, babamın alışveriş yaptığı tüm toptancıları değiştirdim. Malzemeleri yüzde 25-30 daha ucuza alıyorum. Fakat babamla bir türlü geçinemiyoruz. Benim aldığım malzemeleri beğenmiyor. ‘Bunlar ucuz ama bizim lezzetimizi bozacak’ diyor. O 40 yıl lokantacılık yapmış hâlâ zengin olamamış. Ben onun kadar bekleyemem. Malzemelerin en ucuzunu bulmalı çok kazanmalıyım” diye cevap verdi.
    Yeni lokantanın açılışından 5-6 ay sonra müşterilerde büyük azalma olmuştu. Ödemelerde gecikme olunca alacaklılar sıkıştırmaya başlamış. İşlerin kötüye gittiğini gören baba kahrından hastalanmıştı. Kötü giden işlerin üstüne babanın tedavi masrafları da eklenince dükkânı devretmek zorunda kaldılar. Fakat elde edilen para borçları karşılamaya yetmiyordu. Faruk maliyetleri düşürüp daha çok kazanmak isterken kaliteyi bozup iflas etmişti. Bir süre ortadan kayboldu. Alacaklılardan kaçıyordu. Babası ise iflastan kısa bir süre sonra öldü. Aradan iki yıl geçmişti Faruk’la karşılaştım. Lüks bir araba kullanıyordu. “O köhne işte boşuna zaman geçirmişim. Şimdi zenginlik yolunu buldum” dedi. Hayretle ne iş yaptığını sordum. İlaç işiyle uğraştığını söyledi. Piyasada tutulan bir kaç ilacın sahtelerini yapan bir kimyagerle birlikte çalışıyormuş. “Çok tehlikeli bir iş yapıyorsun” dedim. “Bilirsin zengin bir dayım vardı. O, ‘Hedefe ulaşmak için her yol mübahtır’ diye bize nasihat verirdi. Bu nasihate uyuyorum, yola bakmıyor, hedefe odaklanıyorum. Zengin olunca bu tür işleri bırakırım” dedi.
    Bu “mübah yol” deyimini yaşamımız boyunca birçok kez duymuşuzdur. Bu çok kötü ve yanıltıcı bir deyimdir. Eğer yanlış yolda yürüyerek bir hedefe ulaşmışsanız, ulaştığınız nokta ne olursa olsun orada huzuru bulamaz, başarının sevincini yaşayamazsınız. Çünkü yanlış yollar sizi doğru sonuçlara ulaştırmaz. Hedefe varan yolda yürürken insanları incitmiş, kandırmış, yanlış işler yapmış veya suç işlemişseniz, içinizde daima bu yaptıklarınızın korkusunu ve huzursuzluğunu yaşarsınız.
  •  
  • Eğer siz kazanırken
  • başkaları kaybetmişse
  • siz kazandıklarınızda
  •  
  • hayır ve bereket bulamazsınız.
  •  
      *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1104776 ziyaretçi (2341546 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
     
    => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
    haberler haberler


    Google Arama
    Sitemde Arama
    Yaşam ve İnsanlar

    İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
    Namaz Kılan Minik ile burakesc
    GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc