Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  O.S.D.Otomotiv Sanayii Derneği
 


 
EKİM - 2011

AYLIK BÜLTEN

AYLIK RAPOR

HABER BÜLTENİ

/images/aceagrup.gif /images/oicayeniufak75.jpg
/images/odettekucuk.gif
 





Haber: Osd Genel Sekreteri Tezer: 'Yeni Yatırımlarla 2012 Yılında 2 Milyon Araç Üretimi Hayal Değil'







Otomotiv Sanayi Derneği - Genel Sekreter, Prof.Dr. Ercan TEZER: Otomotiv Sanayinin Vizyonu

 

2003/2007 yıllarında hızla gelişen otomotiv sanayimiz iç pazar, ihracat ve üretimde art arda önemli rekorlar kırmış ve 2007 yılında 1,1 milyon üretim ile 830 bin adet/ 20,5 milyar $ ihracat gerçekleştirmişti.

Otomotiv sanayimizde üretimin yüzde 80i ihraç edilmekte ve AB pazarı ihracatımızda yüzde 90nın üzerinde önemli bir pay almaktadır. Sanayimizde, 2008 yılı Mayıs ayına kadar artarak devam eden talep, ihracat ve üretim AB ülkelerindeki gelişmelere paralel olarak hızla azalmıştır. Avrupa pazarındaki bu talep daralması sanayimizi olumsuz etkilemektedir


Prof.Dr. Ercan TEZER

Prof.Dr.Tezer, motorlu karayolu taşıtı üreten sanayiinin yurt içi ve yurt dışında temsilcisi olan Otomotiv Sanayii Derneği-OSD'nin Genel Sekreteridir.

Prof.Dr. Ercan Tezer, 1960 yılında Ankara Üniversitesi'nden mezun olmuş ve aynı üniversitenin tarım makineleri bölümünde akademik çalışmalarını tamamlamıştır. 1969–1983 yılları arasında Çukurova Üniversitesinde aynı bilim dalında Bölüm Başkanlığı ve akademik görevlerini sürdürmüştür. Dekanlık ve Rektör Yardımcılığı gibi görevlerle de geçen Üniversitelerdeki 23 yıllık hizmetten sonra 1983 yılında ayrılarak otomotiv sanayine geçmiştir.

Tarım makineleri konusunda 80 adet ders kitabı, araştırma ve kongre bildirisi, otomotiv sanayii ile ilgili 20 adet rapor ve bildirisi bulunmaktadır.

1983–1990 yılları arasında Ford Traktör fabrikasında Genel Müdür ve Daimler Benz Türkiye'de Pazarlama Direktörü olarak çalışan Prof.Dr.Tezer, 1992 yılında OSD'nde göreve başlamıştır.

Günlük çalışmaları içinde değişik stratejik alanlarda sanayiden gelen uzmanlarla yapılan toplantıları düzenlemek ve yürütmek yanında, hükümet kurumları ve diğer uluslar arası kuruluşlar nezdinde Ülkemizdeki otomotiv sanayini temsil etmektedir.

Otomotiv sanayimizi ilgilendiren birçok alanda stratejik rapor çalışmalarında doğrudan yer almış olan Prof.Dr.Tezer, halen birçok proje de yönetici olarak görevli bulunmaktadır.

Prof.Dr.Tezer, 2007 yılında da 2 yıl için, OSD'ni temsil ettiği (OICA) Uluslararası Otomotiv Sanayii Birliği'nde Başkan Yardımcısı görevine seçilmiştir.




11 Nisan 2011 09:50

Otomotivde Cari Açık Alarmı

Sanayi Bakanı Nihat Ergün'ün 'Bir milyonluk pazarda cari açık kaçınılmaz olacak' değerlendirmesi otomotivcileri endişelendirdi.


Son 8-9 yıldır sürekli ihracat fazlası veren otomotivde geçen yıl pazarın ithalat ağırlıklı rekor büyümesiyle bu rakam 393 milyon dolara (2009'da 3,1 milyar dolar fazla vermişti) kadar geriledi. Bu düşüşte ihracatın yüzde 13, ithalatın ise yüzde 51 artması etkili oldu.




Otomotiv sektörü temsilcileri 4 milyar $ bedelindeki 'yerli markayı' tartışacak

Bookmark and Share

24.01.2011
TÜSİAD toplantısında Başbakan Erdoğan toplantıda bulunan Rahmi Koç, Mustafa Koç, Ali Kibar, Tuncay Özilhan gibi otomotiv sektörü temsilcilerine “Babalar burada. Artık Koç gibi bir marka üretin” dedi. Bu sözler de bu konudaki beklentileri ateşleyince otomotivciler önümüzdeki günlerde konuyu tartışmak üzere bir araya gelme kararı aldı. Bu toplantıda üretim için gerekli koşulları saptayacak olan sektör temsilcileri Sanayi Bakanlığı yetkilileriyle bir araya gelecek.

Türkiye’de dönem dönem tartışılan tamamen yerli bir marka için devletin de yatırımcının da elini cebine atması gerekiyor... Çünkü konunun uzmanlarına yaptırdığımız hesaplamalara göre bir otomotiv fabrikası kurup, marka yaratmak yaklaşık 4 milyar dolarlık bir yatırım demek. Bununla da bitmiyor. 100 yıla yakın bir geçmişe ve tecrübeye sahip uluslararası devlerin çarpıştığı bir sektörde var olabilmek için de her yıl minimum 1 milyar dolarlık bir pazarlama ve tanıtım yatırımını da gözden çıkarmak gerekiyor. Buna 6 yılda bir değişecek kasa yatırımları dahil bile değil. 

Yani Başbakan’ın deyimi ile ‘Koç gibi bir otomobil’ üretmenin bedeli biraz külfetli. Türk otomotiv sektörünün temsilcilerine göre yerli otomobil uzak bir hayal değil... Ama tek bir şartla: Devletin hatırı sayılır bir teşvik devreye sokması lazım. 

Çin yaptı oldu 
Yakın geleceğe bakıldığında Türkiye’nin önünde iki önemli örnek var: Çin ve İran. Türkiye gibi dünya markalarının üretim kalesi olan Çin, 1997’de kendi markasını yarattı. Önce ‘taklitçilik’le suçlandı ama bugün Avrupa’da bile satış yapıyor. 

İran ise 1979’da ithalatın yasaklanmasıyla markasını yaratmaya mecbur kaldı. Samand markası yılda 800 bin adet otomobil üretiyor. Marka son 5 yılda dünya çapında bir açılım yaptı. Türkiye pazarına girdi. 

Vergi desteği sağlanmadan olmaz 
Otomotiv sektörünün temsilcileri yerli otomobilin hayal olmaktan çıkması için yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor: 

Hyundai Assan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar: Öncelikle iç pazardaki yüksek oranlı vergi sisteminin düzeltilmesi gerekiyor. Ticari ve binek otomobil satışlarındaki ÖTV farkı giderilmeli. 

Karsan Murahhas Azası Jan Nahum: Türkiye’de birkaç firma ‘Türk markası’ yarattı. Ancak önemli olan ‘pazarlama’ stratejileri. Modelde doğru konsept ortaya konması durumunda başarıya ulaşılabilir. 

Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar: Yeni bir marka oluşturmak yerine Türk yatırımcıların dünyada mevcut olan bir markayı satın almaları daha mantıklı olur. Yeni bir markayı yaratmanın bedeli 2 milyar euroyu geçiyor. 

Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği Başkanı Celal Kaya: Otomotiv yan sanayi yüzde 100 yerli bir aracı üretecek bilgi ve teknolojiye sahip. Vergi ve Ar-Ge gibi konularda teşvik gerekli. 

OSD Genel Sekreteri Prof.Dr. Ercan Tezer: Bir yerli otomobil üretimi teknik olarak mümkün görünse de Türkiye’nin başka alanlarda büyümesi gerekiyor. Halihazırda başarılı bir büyüme yakaladığımız ticari araç alanında çok daha kuvvetli olabiliriz. 

ODD eski Başkan Yardımcısı Sami Nacaroğlu: 30 yıldır sektördeyim. Yerli bir otomobilin 4 milyar dolardan aşağı olması mümkün değil. Ayrıca tamamen yerli bir marka üretmek en az 4 yıllık bir süreç gerektiriyor. 

Hükümetten ‘vergi’ itirafı 
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, otomobil üretimi için genç nüfus ve artan gelirin en büyük teşvik olduğu görüşünde. Ancak bakanlığın 2011-2014 yıllarında uygulanacak ’Sanayi Strateji Belgesi’nde ise Türk otomotiv sektörünün zayıf noktaları açıkça belirtilmiş. Ar-Ge ve tasarım alanında ‘pasif’ kalındığına vurgu yapılan belgede yan sanayi firmalarının finansmana erişimde ciddi sıkıntı yaşadığına değinilirken sektörün sıkıntıları ise şöyle sıralanıyor: 

Hem taşıt araçları hem de akaryakıt üzerinden alınan yüksek vergiler iç pazarın gelişmesini engelliyor. 

Otomotiv sektörünün küreselleşmesi ara malı ve hammade ithalatını arttırıyor. 

İkinci el araç ithalatı, Ortak Gümrük Tarifesi uygulamasında yaşanan sıkıntılar, sektörün rekabetçiliği önünde risk. 

Bölgede üretim üssü olarak gelişen ülkelere kıyasla yüksek enerji ve işçilik maliyeti sektörün rekabet edilebilirliğini sınırlandırıyor. 

Benzin unutuldu Devrim durdu 
Türkiye’nin ilk yerli otomobil markası hayali, 1960 yılında ihtilalle iktidara gelen Devlet Başkanı Cemal Gürsel’e aitti. 16 Haziran 1961 günü başlayan ‘Devrim’ projesi, 22 mühendis, bir mimar, başta Eskişehir Cer Atölyesi olmak üzere Ankara, Sivas ve Adapazarı’ndaki TCDD fabrikalarının ustaları ve işçilerinin 129 gün süren çabaları sonucunda gerçekleştirildi. Projeye 1.4 milyon lira ödenek ayrıldı. Ancak otomobilin yapımı sırasında ödenek 900 bin liraya düşürüldü. İlk test için 29 Ekim 1961 sabahı seçildi. Ancak Cemal Gürsel’i Meclis binasından Anıtkabir’e götürecek olan araçlardan birisine benzin konulmasının unutulması üzerine aracın motoru durdu. Gürsel’in inerken ünlü “Batı kafasıyla otomobil yaptınız ama, doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz ” sözleri tarihe geçti. Ertesi gün bütün gazetelerin “100 metre gidip bozuldu” başlığını atması ise hayalin sonu oldu.

(Radikal)


Erdoğan 'Koç, yerli otomobil üretsin' dedi; Koç yanıt verdi: 'İmkan dışı'

21.01.2011
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, referandum sürecinde yaşanan ‘bertaraf’ tartışmasından sonra ilk kez TÜSİAD’la biraraya geldi. Erdoğan, TÜSİAD'ın İstanbul'da gerçekleştirilen 41. Genel Kurul Toplantısı'nda 'onur konuğu' olarak bir konuşma yaptı. Erdoğan, Koç'u yerli otomobil üretmeye çağırdı. Mustafa Koç, Erdoğan'ın ifade ettiği Türk markası yerli otomobil üretimiyle ilgili olarak, “Daha onu teknolojik olarak yapmak biraz imkan dışı gibi gözüküyor. Elimizden geleni yapacağız” dedi.

 

Erdoğan, TÜSİAD Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşmada “Otomobil satışlarında tüm zamanların rekoru gerçekleşti. Geçen akşam Sayın Koç'a dedim, Artık soyadınız gibi bir markayla yerli otomobilimizi üretelim ve dünyaya diyelim ki, bak bu da artık bizim otomobilimiz. Bunu başaralım. Burada montajı yapılan otomobiller olmasın. Otomobil sektörü içinde olan babalar burada. Bu işi halledelim. Türkiye'ye ve Türk'e bu yakışır” ifadelerinde bulundu.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç ise 'Daha onu teknolojik olarak yapmak biraz imkan dışı gibi gözüküyor. Elimizden geleni yapacağız. Ama dışarıdan görüldüğü kadar kolay bir iş değil'' diye konuştu. Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç da, daha önce zaten ''Anadol'' adında yerli bir marka ürettiklerini anımsatarak, Başbakan'ın yüzde 100 yerli üretimi kastettiğini söyledi. Şu anda zaten belli modellerde ithalatın 160 dolarlara kadar düştüğüne dikkati çeken Koç, ''Burada bazı parçalar var ki bunları yerli olarak üretmek çok anlamsız. Mesela bilyalı rulmanı dünyada 3-4 şirket yapıyor ve bütün dünyaya veriyor. Bu gibi parçalar var ki Türkiye'de yapılması hiç mümkün değil. Olsa bile fevkalade pahalı olur ve ekonomik olmaz'' dedi.

Başbakan'ın konuşmasına ilişkin olarak da Mustafa Koç, ''Bence gayet gerçekçi, gayet yapıcı ve kapsamlı bir konuşmaydı, çok güzel konuştu'' dedi.

Erdoğan, konuşmasında Danıştay kararlarından YÖK önündeki protestolara kadar pek çok konuya değindi.

Erdoğan şunları söyledi: "Türkiye'nin en önemli işveren örgütlenmesinden biri olan TÜSİAD iki dönemdir hanımefendiler tarafından yönetiliyor. Kadınların iş dünyasında aktif olması bile Türkiye'nin kat ettiği mesafeyi ortaya koyuyor. TÜSİAD'ın açılımını artık herhalde okumayacaksınız. Okuyunca sıkıntı meydana gelebilir.

Dile getirilen sorunların önemli kısmının yeni olmadığını biliyoruz. Hükümet olarak 8 yıldır Türkiye'nin kronik meseleleri üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Sorunlar listesindeki sıralamanın ciddi şekilde değiştiğini, enflasyonun, büyümenin artık listede yer almadığını görüyoruz. TÜSİAD CEO anketinin Aralık 2010 sonuçlarını yayınladı. CEO'lar ekonomide ilk üç ay için daha olumlu yüzde 25. Aynı yüzde 75. Olumsuz yüzde 0. 12 ay sonrası için daha olumlu yüzde 45. Aynı yüzde 40, daha olumsuz yüzde 15. Yatırım yapma eğilimleri soruluyor. Yüzde 55 olumlu bakıyor, yüzde 35 değişim görmüyor, yüzde 10 olumsuz bakıyor. Son dönemde şahit olunan yumurtalı eylemlerin gençlerin ifade özgürlüğünü yansıtıp yansıtmadığı soruluyor. Hayır diyenler yüzde 73. CEO'larla yapılan bu anket Türkiye manzarası çizmekten uzaktır ama iş dünyasının nabzını tutma açısından çok manidar.

GÖSTERİCİLER MARKSİST, LENİNİST GRUPLAR

YÖK Başkanı dün gençlerle toplantı yaptı. Ama dışarıda 40-50 kişilik grup gösteri yaptı. Şöyle bir yorum ortaya çıkıyor. YÖK Başkanı üniversitelerden seçilen başkanlarla görüşüyor. Dışarıda yapılan göseriler ise Marksist, Leninist ideolojik bazı gruplar. Takdirini size bırakıyorum.

ANA MUHALEFETİN POPÜLİZMİ FAİZİ YÜKSELTEBİLİR
MB ve TÜİK'in benzer anketlerinde de 2011'e ilişkin iyimser beklentiler var. Haziran'da genel seçim var. Buna rağmen iş dünyası seçim öncesi ve sonrasına ilişkin istikrarın korunacağına inanıyor. Burası önemli.Türkiye ilk kez bir seçime ekonomik olarak bu kadar rahat giriyor. Bunu çok önemli görüyoruz. Kaynağını ortaya koymadan harcama yapmıyoruz. Tedbir alınması gerektiğinde gerekçeleri anlatıyor ve kararlılıkla uyguluyoruz. Hiçbir alanda popülizme izin vermiyoruz. En son anamuhalefet partisinin genel başkanının vaatleriyle popülizm tartışması gündeme geldi. O vaatleri toplayınca 200 katrilyonu bulan bir yük söz konusu. Aklı selim bakışla değerlendirince böyle bir popülizm olabilir mi? Anamuhalefet partisi bile olsa ekonomik vizyonun böyle olması o anda bile faizleri yükseltebilir, bütçeye yük getirebilir. Benim milletim bu işe prim vermiyor. Ciddiye alınmıyor. Her seçim öncesinde olduğu gibi, mali disiplinden asla taviz vermeyeceğiz. Para politikalarının hassasiyetle yürütülmesine destek olunacak. Ekonomik dengenin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz.

KOÇ'A 'YERLİ OTOMOBİL ÜRETELİM' DEDİM
Büyümede ilk üç çeyrek itibariyle beklentilerin üzerine çıktık. 2010'un büyüme oranının da beklentileri aştığını göreceğiz. 1 trilyon TL seviyesini aştığımızı şimdiden görüyoruz. İhracatta 2010'u 114 milyar dolarla kapadık. Bu yıl kriz öncesi seviyeyi belki aşmış olacağız. 28.5 milyon turist ülkemizde ağırlandı, kaybımız yok. Otomobil satışlarında tüm zamanların rekoru gerçekleşti. Geçen akşam Sayın Koç'a dedim, Artık soyadınız gibi bir markayla yerli otomobilimizi üretelim ve dünyaya diyelim ki, bak bu da artık bizim otomobilimiz. Bunu başaralım. Burada montajı yapılan otomobiller olmasın. Otomobil sektörü içinde olan babalar burada. Bu işi halledelim. Türkiye'ye ve Türk'e bu yakışır.

BİZDE ÖNÜNE GELEN İÇKİ ALIYORDU
Ekonomide olduğu şekilde demokratikleşme gibi alanlarda topluma sürekli güvensizlik pompalandığını görüyoruz. Biz muhafazakar demokrat bir partiyiz. Bizim şahsi olarak bazı meseleler karşısındaki duruşumuz nettir. Şahsi yaklaşımları toplumun tümüne empoze etmek baskıdır, zulümdür, haksızlıktır. Ben kendi ailem içinde alkole karşı bir tavır belirlemiş olabilirim. Ama bu muhafazakar kimliğin yanında kişisel yargımızı empoze etmemek konusunda hassas bir duruş sergiledik. Anayasamızda 58. madde gençliğin korunması maddesi. Burada ilginç bir paragraf var. Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu, kumardan korumak için gerekli tedbirleri alır diyor. Bunu ben demiyorum. Bunu yapmak bizim görevimiz. Bir genelge hakkında dün Danıştay'a müracaatta bulunuyor. Anayasadaki bağımlılıktan korumaktır diyor. Anayasa bağımlılık demiyor, gençleri alkol düşkünlüğünden koruyun diyor. ABD, AB buralardaki uygulama neyse yapılan budur. ABD'de 21 yaşın altında olana marketlerde alkollü içki veremezler. Ama bizde önüne gelen rahatlıkla alabilir mani yok. Bunu engellemeye yönelik adımı şeriat getiriyor diyorlar. Sıkılmadan utanmadan bunu söylüyorlar. Şair diyor ya biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük. Biz bunları iyi biliriz. Bizim yaşam tarzımıza müdahale edildi. Fikirlerimiz aşağılandı.

MUAVİYE'NİN KIZLARI HASAN İLE HÜSEYİN
Az önce Boyner kardeşim ifade kullandı. Dink olayında yürütme olarak zanlıları 36 saatte yakaladık, yargıya teslim ettik. Bu neredeyse cumhuriyet tarihinde nadir olaylardan birisi. Bizim de zaman zaman gönlümüzden tasvip etmediğimiz olaylar var. Ailesini ziyaret ettim. Yargı burada süreci takip ediyor. Yargı reformuyla ilgili adımlar var. Bunlara da kılıf giydirmeye çalışanlar var. Zamanaşımı anlayışı yargının iflasıdır. Zamanaşımı anlayışını kabullenemiyorum. 1.6 milyon dosya Yargıtay'da bekliyor. Mülakat kamerayla yapılacak dendi. Bize kadar kamerayla mı yapılıyordu? Eger yaşam tarzlarına müdahale edersek kendi kimliğimizi inkar etmiş oluruz. Yaşam tarzlarına müdahale başlığı altında yürütülen kampanya geçmişte defalarca yapılmış bayat bir kampanyadır. 1995 yılında Gazi mahallesinde olaylar oluyor. Yabancı bir televizyon İstanbul'da radikal dinci başkan Erdoğan'ın polisleri ılımlı müslümanları öldürüyor. Anadolu'da tutarsızlığı anlatmak için kullanılan söz var. Muaviye'nin kızları Hasan ile Hüseyin. Cehalet bu işte. Levent'te Levazım sitesinde iki genç kız yangın nedeniyle hayatlarını kaybetti. Mesele bilgisayarın Besmele'yle açılmasına kadar indirgendi. Günlerce İstanbul'da belediye içkiyi yasaklıyor diye yazıldı. Ben burada TÜSİAD Genel Kurulu'nda yine ifade ediyorum. Biz damdan düşmenin ne olduğunu iyi biliriz. Kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz. Bayat bir tezgahtır. Ömrümüz iftiraları püskürtmekle geçiyor.

DANIŞTAY'IN KARARI KANUNSUZ
Şu anda TBMM'de yapılmakta olan ve yapılacak olan yeni düzenlemelerle Yargıtay ve Danıştay'da da bazı adımları atmakta kararlıyız. Tutukluluk süresinin dolması nedeniyle yapılan son tahliyeler hukuk sisteminin bir kez daha sorgulanmasını gündeme getirdi. Serbest bırakılanları biz mi serbest bıraktık? Yargıtay'ın iş günü çok. Hakim ve savcı alımları da trajikomik bahanelerle engellendi. Biz önemli bir adımı atıyoruz. Terör örgütü mensupları iş yoğunluğu gerekçesiyle serbest bırakılırken, kimi dosyalar jet hızla karara bağlanıyor. Benimle ilgili 2002'de Diyarbakır'dan dosya 24 saatte Ankara'ya geldi. Yargıtay 24 saatte karar verdi, seçime girmemi engelledi. Özelleştirmelerin karara bağlanması yıllarca sürerken, tam gün yasasıyla ilgili bir gün içinde iptal kararı verilliyor.

Danıştay, dün ALES sınavıyla ilgili biliyorsunuz bir karar aldı. ALES Sınav Kılavuzu'nda öğrencilerin kılık kıyafetine ilişkin yasaklama, kısıtlama olmadığı için yürütmeyi durdurdu. Karar son derece keyfi bir karar. Vicdanları yaralayan, evrensel hukuk normlarını çiğneyen, yargıya güveni bir kez daha sorgulatacak nitelikte bir karar. Alınan bu karar, aynı zamanda kanunsuzdur. Yargının siyasallaşması işte budur. Yeni anayasayı sadece anayasa uzmanları hazırlamayacak, STK'lar da görüş bildirecek.

Türkiye hızlı ve istikrarlı bir şekilde büyüyor. Türkiye ekonomisi algısı 8 yıl öncesine göre köklü şekilde değişmiş durumda. Küresel meselelerde Türkiye tezlerini ortaya çok açık koyabiliyor. 21. yüzyılın Türkiye yüzyılı olması için katkılarınızı bekliyoruz. "












Çin yaptı oldu 
Yakın geleceğe bakıldığında Türkiye’nin önünde iki önemli örnek var: Çin ve İran. Türkiye gibi dünya markalarının üretim kalesi olan Çin, 1997’de kendi markasını yarattı. Önce ‘taklitçilik’le suçlandı ama bugün Avrupa’da bile satış yapıyor. 

İran ise 1979’da ithalatın yasaklanmasıyla markasını yaratmaya mecbur kaldı. Samand markası yılda 800 bin adet otomobil üretiyor. Marka son 5 yılda dünya çapında bir açılım yaptı. Türkiye pazarına girdi. 


OSD Genel Sekreteri Prof.Dr. Ercan Tezer: Bir yerli otomobil üretimi teknik olarak mümkün görünse de Türkiye’nin başka alanlarda büyümesi gerekiyor. Halihazırda başarılı bir büyüme yakaladığımız ticari araç alanında çok daha kuvvetli olabiliriz.


















1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27











 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1123536 ziyaretçi (2427072 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc